olmakla beraber, o da münâsebetdârdır. Ve gayr-ı mütenâhî acz ve fakrı olan insan gayr-ı mütenâhî kudret ve gınâ ve azameti olan Cenâb-ı Hakla münâsebeti ne kadar latîftir.
Takdis ederiz o Zâtı ki, en büyük lütfu en büyük azamete, en yüksek şefkati en yüksek ceberûta idhal ettiği gibi, nihâyetsiz kurbu nihâyetsiz bu'd ile cem'edip, zerreler ile şemsler arasında uhuvveti te'sis etmiştir. Birbirine zıt olan bu şeyleri cem'etmekle derece-i azametini bir derece göstermiştir.
18. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Îmâna ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim a'mâl-i sâlihadır. Sâlih amel ise, maddî ve manevî hukuk-u ibâda tecâvüz etmemekle, hukukullâhı da bihakkın îfâ etmekten ibarettir. Ecnebîlerden alınan maddî bilgiler, san'at ve terakkiyâta ait ise, lâzımdır. Sefâhete dair ise muzırdır.
اَللّٰهُمَّ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَارْحَمْ اُمَّةَ مُحَمَّدٍ عَلَيْهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ وَنَوِّرْ قُلُوبَ اُمَّةِ مُحَمَّدٍ عَلَيْهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ بِنُورِ الْاِيمَانِ وَالْقُرْآنِ وَنَوِّرْ بُرْهَانَ الْقُرْآنِ وَعَظِّمْ شَرِيعَةَ الْاِسْلاَمِ آمِينَ ∗∗∗
