İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 144 / 235
144

ediyorum ki; eğer ben o hortumlu sineğin yerinde olsaydım, bu san'atı ve kerr u fer harbini ve su çıkarmak hizmetini çok uzun dersler ve çok müteaddid tecrübelerle ancak öğrenebilirdim.

İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et. Hattâ nebâtâtı da aynen hayvanata kıyâs edebilirsin.

Evet, Cevâd-ı Mutlak (Celle Celâlühû) her ferd-i zîhayatın eline lezzet midâdıyla ve ihtiyaç mürekkebiyle yazılmış bir tezkereyi vermiş. Onunla evâmir-i tekvîniyenin programını ve hizmetlerinin fihristesini tevdî' etmiştir. Bak o Hakîm-i Zülcelâl'e, nasıl Kitab-ı Mübînin düsturlarından, arı vazifesine ait mikdarını bir tezkerede yazmış, arının başındaki sandukçaya koymuştur. O sandukçanın anahtarı da, vazife-perver arıya hàs bir lezzettir. Onunla sandukçayı açar, programını okur, emri anlar, hareket eder, ﴾ وَ اَوْحَى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ ﴿ âyetinin sırrını izhâr eder.

İşte eğer bu Sekizinci Nota’yı tamamen işittin ve tam anladınsa, bir hads-i îmâniyle وَسِعَتْ رَحْمَتُهُ كُلَّ شَيْءٍ nin bir sırrını, ﴾ وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ  ﴿ nin bir hakikatini, ﴾ اِنَّمَا اَمْرُهُ اِذَا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ  ﴿ nun bir düsturunu, ﴾ فَسُبْحَانَ الَّذِى بِيَدِـه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ  ﴿ nun bir nüktesini anlarsın.

Dokuzuncu Nota

DOKUZUNCU NOTA: Bil ki: Nev'-i beşerde nübüvvet, beşerdeki hayır ve kemâlâtın fezlekesi ve esâsıdır. Din-i hak, saâdetin fihristesidir. Îmân, bir hüsn-ü münezzeh ve mücerreddir. Mâdem şu âlemde parlak bir hüsün, geniş ve yüksek bir hayır, zâhir bir hak, fâik bir kemâl görünüyor. Bilbedâhe hak ve hakikat, nübüvvet içindedir ve nebîler elindedir. Dalâlet, şer ve hasâret, onun muhâlifindedir.

Mehâsin-i ubûdiyetin binlerinden yalnız buna bak ki: Nebî Aleyhissalâtü Vesselâm, ubûdiyet cihetiyle muvahhidînin kalblerini îd ve cuma ve cemâat namazlarında ittihâd ettiriyor. Ve dillerini bir kelimede cem' ediyor. Öyle bir sûrette ki, şu insan, Ma'bûd-u Ezelînin azamet-i hitâbına, hadsiz kalblerden ve dillerden çıkan sesler, duâlar, zikirler ile mukàbele ediyor. O sesler, duâlar, zikirler birbirine tesânüd ederek ve birbirine yardım edip ittifak ederek öyle geniş bir sûrette Ma'bûd-u Ezelînin ulûhiyetine karşı bir ubûdiyet gösteriyor ki,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.