İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 191 / 235
191

Esnâ-yı irşadda bir adama rastgelir. Zavallı adamın arka tarafında korkunç bir arslan duruyor. Ön tarafında da sehpa ağacı kurulduğu gibi, her iki yanında da dehşetli yaralar var. Fakat adamcağızın elinde iki ilâç vardır. Ve lisânıyla kalbinde iki tılsım vardır. Onları istimâl ederse; şifâyâb olur. Ve o arslan ata inkılâb eder. Burâk gibi bineği olur. O sehpa ağacı da dâima teceddüd etmekte olan ahvâl-i âlemi, seyyâl manzaraları seyretmeye âlet ve vâsıta olur. O sarhoş herif, o zavallı adamcağıza diyor:

“Yâhû nedir o ilâçları, tılsımları saklıyorsun? Onları at, keyfine bak.”

Adamcağız:

“Yok baba! Bu ilâçlar ve tılsımların hıfz ve himâyelerindeyim. Onlardan almakta olduğum haz, lezzet, keyif bana kâfîdir. Fakat o arslan gibi parçalayıcı ölümü öldürebilirsen ve sehpayı kırmakla kabir ağzını kapatabilirsen ve hayatımın ma'rûz kaldığı fenâ ve zevâl yaralarını bir hayat-ı bâkiyeye tebdil etmekle tedâvi edebilirsen, pekâlâ, seninle beraber dans oynayalım. Ve illâ gözümün önünden def'ol git. Sen ancak kendin gibi sarhoşları kandırabilirsin. Ben sarhoş değilim. Dünyanıza, keyfinize ihtiyacım yok. Çünkü: حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ❀ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ bana yeter.”

İ'lem 35

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Felsefe talebesiyle medeniyet tilmizleri, Müslümanları ecnebî âdetlerine ittibâ' ile Şeâir-i İslâmiyeyi terk etmeye dâvet ettiklerinde, Kur'ân Nurcuları böylece müdafaada bulunurlar: “Eğer dünyadan zevâl ve ölümü ve insandan acz ve fakrı kaldırmaya iktidarınız varsa, pekâlâ, dini de terkediniz, şeâiri de kaldırınız. Ve illâ dilinizi kesin, konuşmayınız. Bakınız arkamızda pençelerini açmış hücuma hazır ecel arslanı tehdid ediyor. Eğer îmân kulağıyla Kur'ânın sadâsını dinleyecek olursan, o ecel arslanı bir burâk olur. Bizleri Rahmet-i Rahmâna ulaştıracaktır. Ve illâ o ecel, yırtıcı bir hayvan gibi bizleri parçalar. Bâtıl i'tikàdınız gibi, ebedî bir firâk ile dağıtacaktır.

Ve kezâ, önümüzde i'dâm sehpaları kurulmuştur. Eğer îmân, îkanla Kur'ânın irşadını dinlersen, o sehpa ağaçlarından, sefîne-i Nuh gibi sâhil-i selâmete, yani âlem-i âhirete ulaştırıcı bir sefîne yapılacaktır.

Ve kezâ, sağ yanımızda fakr yarası, solda da acz, za'f cerîhası vardır. Eğer Kur'ânın ilâçlarıyla tedâvi edersen, fakrımız Rahmet-i Rahmânın ziyâfetine şevk u iştiyaka inkılâb edecektir. Acz ve za'fımız da Kadîr-i Mutlakın dergâh-ı izzetine ilticâ için, bir dâvet tezkeresi gibi olur.

Ve kezâ, bizler uzun bir seferdeyiz. Buradan kabre, kabirden haşre, haşirden ebed memleketine gitmek üzereyiz. O yollarda zulümâtı

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.