İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 179 / 235
179

semâdan inzâlini iktiza eden ismi, melâike ile şeyâtîn –yani semâvî olan ahyârla arzî eşrâr– arasında muhârebenin vukû'unu istib'âd değil, iktiza eder. Evet, Cenâb-ı Hak melâikeye bildirmeksizin şeytanları def' veya ihlâk edebilir. Fakat satvet ve haşmetinin iktizası üzerine, bu kabîl mücâzâtın müstehaklarına ilân ve teşhîri, azametine lâyıktır.

Beşinci Basamak: Rûhânilerin ahyârı, semâda bulunduklarından, eşrârı da letâfetlerine güvenerek onları takliden iltihak etmek istediklerinde, ehl-i semâ, onları şerâretleri için kabûl etmeyerek def'ediyorlar. Maahazâ, bu gibi manevî mübârezeleri âlem-i şehâdete, bilhassa vazifesi şehâdet ve müşâhede olan insana ilân ve teşhîrine recm-i nücûm alâmet ve nişan kılınmıştır.

Altıncı Basamak: Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân, nev'-i beşeri itâate irşad, isyandan zecr ve men' etmek üzere kullandığı üslûb-u àlîsine bak:

﴿ يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُوا لاَ تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍ ﴾

Yani: “Ey ins ve cin cemâati! Mülkümden haric bir memlekete çıkıp kurtulmak için semâvât ve arzın aktârından çıkmaya kuvvetiniz varsa çıkınız. Amma ancak bir sultanla çıkarsınız.”

Kur'ân-ı Kerîm bu âyet ile pek geniş saltanat-ı rubûbiyete karşı ins ve cinnin aczlerini ilân zımnında nidâ ediyor.. “Ey insan-ı hakîr, sağîr, âciz! Ne sûrette, şeytanları recmeden melâike ile necimlerin, şemslerin, kamerlerin itâat ettikleri Sultan-ı Ezele isyan ediyorsun! Nasıl kocaman yıldızları mermi, kurşun yerinde kullanabilen bir askere sâhib olan bir sultana karşı isyan etmeye cesâret ediyorsun!”

Yedinci Basamak: Yıldızların pek küçük efrâdı olduğu gibi, pek büyükleri de vardır. Semânın vechini, yüzünü ziyâlandıran herşey yıldızdır. Bu nev'iden bir kısmı, semâya zînet olmuştur. Bir kısmı da şeytanları recmetmek için semâvî mancınıklardır. Semâda yapılan bu recm, semâ gibi en vâsi' dâirelerde bile vukû'a gelen mübâreze hâdisesini insanlara göstermekle insanların mutî'lerini âsîlerle mübârezeye teşvik ile alıştırmaktır.

İ'lem 2

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanı hayvandan ayıran şeylerden:

Biri: Mâzi ve müstakbel ile alâkadar olmasıdır. Hayvan bu iki zamanı bihakkın düşünecek bir idrake mâlik değildir.

İkincisi: Gerek enfüsî, gerek âfâkî, yani dâhilî ve haricî şeylere taalluk eden idraki, küllî ve umumîdir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.