İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 72 / 235
72

Remz 16

Remz

Arkadaş! Nefsin vücûdunda bir körlük vardır. O körlük, vücûdunda zerre-miskàl kaldıkça hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicâb olur. Evet, müşâhedemle sâbittir ki; kat'î, yakìnî bürhânlar ile deliller dolu olan büyük bir kalede, küçük bir taşta bir za'fiyet görünürse, o kör olası nefis o kaleyi tamamen inkâr eder. Altını üstüne çevirir. İşte nefsin cehâleti, hamâkati, bu gibi insafsızca tahribâttan anlaşılır.

Remz 17

Remz

Ey insan! Senin vücûdunun sahasında yapılan fiiller ve işlerden senin yed-i ihtiyarında bulunan, ancak binde bir nisbetindedir. Bâkî kalan Mâlikü'l-Mülk’e aittir. Binâenaleyh, kendi kuvvetine göre yük al. Yoksa altında ezilirsin. Kıl kadar bir şuûr ile büyük taşları kaldırmak teşebbüsünde bulunma. Mâlikinin izni olmaksızın O’nun mülküne el uzatma. Binâenaleyh gafletle, kendi hesabına bir iş yaptığın zaman, haddini tecâvüz etme. Eğer Mâlikin hesabına olursa istediğin şeyi al ve yap. Fakat izin ve meşîet ve emri dâiresinde olmak şartıyla... İzin ve meşîetini de Şerîatından öğrenirsin.

Remz 18

Remz

Ey şân ve şerefi, nâm ve şöhreti isteyen adam! Gel, o dersi benden al. Şöhret ayn-ı riyâdır ve kalbi öldüren zehirli bir baldır. Ve insanı insanlara abd ve köle yapar. O belâ ve musîbete düşersen ﴾ اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ ﴿ de, o belâdan kurtul... ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.