İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 113 / 235
113

İ'lem 26

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! “Sübhânallâh”, “Elhamdülillâh”, “Allâhu Ekber” bu üç mukaddes cümlenin fâidelerini ve mahall-i istimâllerini dinle:

1– Kalbinde hayat bulunan bir insan, kâinâta, âleme bakarken, idrakinden âciz, bilhassa şu boşlukta yapılan İlâhî manevraları görmekle hayretler içinde kalır. İşte bu gibi hayret ve dehşet-engîz vaziyetleri ancak “Sübhânallâh” cümlesinden nebeân eden mâ-i zülâli içmekle o hayret ateşi söner.

2– Aynı o insan, gördüğü lezîz ni'metlerden duyduğu zevkleri izhâr etmekle “Hamd” ünvânı altında in'âmı ni'mette ve mün'imi in'âmda görmekle idâme-i ni'met ve tezyîd-i lezzet talebinde bulunarak “Elhamdülillâh” cümlesiyle ni'metler definesini bulan adam gibi nefes alıyor.

3– Aynı o insan, mahlûkat-ı acîbe ve harekât-ı garîbeden aklının tartamadığı ve zihninin içine alamadığı şeyleri gördüğü zaman, “Allâhuekber” demekle rahat bulur. Yani, Hàlık’ı daha azîm ve daha büyüktür. Onların halk ve tedbirleri kendisine ağır değildir.

İ'lem 27

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsan seyyiâtıyla, Allah’a zarar vermiş olmuyor. Ancak nefsine zarar eder. Meselâ: Hàriçte, vâkide ve hakikatte Allah’ın şerîki yoktur ki, onun hizbine girmekle Cenâb-ı Hakk’ın mülküne ve âsârına müdâhale edebilsin. Ancak, şerîki zihninde düşünür, boş kafasında yerleştirir. Çünkü, hàriçte şerîkin yeri yoktur. O hâlde o kafasız, kendi eliyle kendi evini yıkıyor.

İ'lem 28

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Allah’a tevekkül edene Allah kâfîdir. Allah, kâmil-i mutlak olduğundan lizâtihî mahbûbdur. Allah, Mûcid, Vâcibü'l-Vücûd olduğundan kurbiyetinde vücûd nurları, bu'diyetinde adem zulmetleri vardır. Allah, melce' ve mence'dir. Kâinâttan küsmüş, dünya zînetinden iğrenmiş, vücûdundan bıkmış rûhlara melce' ve mence' odur. Allah bâkîdir, âlemin bekàsı ancak O’nun bekàsıyladır. Allah, mâliktir; sendeki mülkünü senin için saklamak üzere alıyor. Allah, ganiyy-i muğnîdir, herşeyin anahtarı O’ndadır. Bir insan Allah’a hàlis bir abd olursa, Allah’ın mülkü olan kâinât, onun mülkü gibi olur.

İ'lem 29

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrûr ve ne de kaybettiği şeye mahzûn olmaz. Zîra dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû' etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücûdunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahazâ, ebedî ömrün

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.