İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 208 / 235
208

ihtilâfları olduğu zaman yakın olanın sözü mu'teberdir. Binâenaleyh, Avrupa feylesofları, maddiyâtta şiddet-i tevağğulden dolayı îmân, İslâm ve Kur'ânın hakàikından pek uzak mesâfelerde kalmışlardır. Onların en büyüğü, yakından hakàik-ı İslâmiyeye vukûfu olan âmî bir adam gibi de değildir. Ben böyle gördüm, nefsü'l-emir de benim gördüğümü tasdik eder. Binâenaleyh, şimşek, buhar gibi fennî mes'eleleri keşfeden feylesoflar, Hakk’ın esrârını, Kur'ân nurlarını da keşfedebilirler diyemezsin. Zîra onun aklı gözündedir. Göz ise kalb ve rûhun gördüklerini göremez. Çünkü kalblerinde can kalmamıştır. Gaflet, o kalbleri tabiat bataklığında çürütmüştür.

İ'lem 10

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Sem', basar, hava, su gibi umumî ni'metler daha ehemmiyetli, daha kıymetli olduklarına nazaran, hususî, şahsî ni'metlerden kat kat fazla şükre istihkak ve liyâkatleri vardır.

Binâenaleyh, o gibi umumî ni'metlere karşı, nankörlük edip şükrân etmemek, en büyük küfran-ı ni'met sayılır. Hâl bu merkezde iken, bazı insanlar şahıslarına ait hususî ni'metlere karşı, Allah’a şükrederlerse de, şu umumî ni'metler onlara şümûlü yokmuş gibi fikirlerine bile gelmiyor. Hâlbuki en büyük ni'met âmm ve dâimî olan ni'metlerdir. Umumiyet kemâl-i ehemmiyete delil olduğu gibi, devam da ulviyet ve kıymete delâlet eder.

İ'lem 11

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın bazı âyetlerinin tekrarını iktiza eden hikmetler, bazı ezkâr ve duâların da tekrarını iktiza eder. Zîra Kur'ân, hakikat ve şerîat, hikmet ve mârifet kitabı olduğu gibi; zikir, duâ ve dâvetin de kitabıdır. Duâda tekrar, zikirde tezkâr, dâvette te'kid lâzımdır.

İ'lem 12

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kur'ânın yüksek meziyetlerinden biri de şudur ki: Kesrete ait bahislerden sonra vahdet tezkirelerini yazıyor. Tafsîlden sonra icmâl yapıyor. Cüz'iyâtın bahislerinden sonra rubûbiyet-i mutlakanın düsturlarını, sıfât-ı kemâliyenin nâmuslarını fezlekeler ile zikrediyor. Bu gibi fezlekelerin, âyetlerin sonundaki fâideleri, âyetlerin ortalarında zikredilen mukaddimelere neticeler hükmündedirler. Veya illet olurlar; tâ ki sâmi'in fikri, âyetlerde zikredilen cüz'iyât ile meşgul olup ulûhiyet-i mutlaka mertebesinin azametini unutmasın ki, ubûdiyet-i fikriyesine halel gelmesin.

İ'lem 13

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Velîlerin himmetleri, imdâdları, manevî fiilleriyle feyiz vermeleri, hâlî veya fiilî bir duâdır. Hâdî, Muğîs, Muîn, ancak Allah’tır. Fakat insanda öyle bir latîfe, öyle bir hâlet vardır ki, o latîfe lisânıyla her ne suâl edilirse, –velev ki fâsık da olsun– Cenâb-ı Hak o latîfeye hürmeten o matlûbu yerine getirir. O latîfe pek uzaktan bana göründü ise de, teşhîs edemedim.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.