Evet asker neferâtı arasında bir kumandanın tasarrufâtı, tanzimâtı, ancak emir ve irâdesiyle husûle gelir. Eğer o kumandanlık vazifeleri ve işleri neferâta havâle edilirse, herbir neferin bizzat mübâşeret ve hizmetiyle veya herbir neferin bir kumandan kesilmesiyle vücûd bulacaktır.
Binâenaleyh, Cenâb-ı Hakk’ın mahlûkatındaki tasarrufu, yalnız bir emir ve irâde ile olur. Bizzat mübâşereti yoktur. Şemsin kâinâtı tenvir ettiği gibi.
6. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! (∗) [^4] İnsan, yaşayış vaziyetince, bir dağdan kopup sel içine düşen veya yüksek bir apartmandan düşüp yuvarlanan bir şahıs gibidir.
[^4]:(∗) Ehemmiyetli.
Evet hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor. Zaman da, sel dolaplarını sür'atle çalıştırıyor. Arz sefînesi de, sür'atle giderken ﴾ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِ ﴿ âyetini okuyor. Sefîne-i arz sür'atle yürürken, dünyanın gayr-ı meşrû lezzetlerine uzatılan ellere zehirli dikenlerin batacağı düşünülsün. Binâenaleyh, o zehirli dünya oklarına bakıp el uzatma. Firâkın elemi, telâkî lezzetinden ağırdır.
Ey nefs-i emmârem! Sana tâbi değilim. Sen istediğin şeye ibâdet et ve istediğin şeyin peşine düş; ben ancak ve ancak beni yaratıp, şems ve kamer ve arzı bana musahhar eden Fâtır-ı Hakîm-i Zülcelâl'e abd olurum...
Ve kezâ, Kader muhîtinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek ebedü'l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hàlık-ı Rahmânürrahîm’den medet istiyorum.
Ve kezâ, hiçbir şeyi duâlarıma, istiğâselerime ve niyâzlarıma hedef ittihàz etmem. Ancak küre-i arzı harekete getiren, felek çarklarını durdurmağa ve şems ve kamerin birleştirilmesiyle zamanın hareketini teskin ettirmeye ve vücûdun şâhikalarından yuvarlanıp gelen şu dünyayı sâkin kılmaya kàdir olan kudreti nihâyetsiz Rabb-i Zülcelâl'e duâlarımı, niyâzlarımı arz ve takdim ediyorum. Çünkü, herşeyle alâkadar âmâl ve makàsıdım vardır.
Ve kezâ, kalbime vâki olan en ince, en gizli hâtıraları işittiği ve kalbimin müyûl ve emellerini tatmin ettiği gibi; akıl ve hayâlimin de temennî ettikleri saâdet-i ebediyeyi vermeye kàdir olan zât-ı Akdes’ten mâadâ kimseye ibâdet etmiyorum. Evet, dünyayı âhirete kalbetmekle kıyâmeti koparan kudret muktedirdir, âciz değildir. Bir zerre o kudretin nazarında gizlenemez. Şems, büyüklüğüne güvenerek o kudretin elinden kurtulamaz.
