Biri de, belâ ve musîbetlerdir. Bunlar zâildir, devamları yoktur. Zevâlleri düşünülürse, zıtları zihne gelir, lezzet verir.
Biri de, sen burada misâfirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misâfir olan kimse, beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve kezâ, bu fânî dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, azîz olarak çıkmaya çalış. Vücûdunu Mûcidine fedâ et. Mukâbilinde büyük bir fiat alacaksın. Çünkü, fedâ etmediğin takdirde, ya bâd-i hevâ zâil olur, gider; veya O’nun malı olduğundan yine O’na rücû eder.
Eğer vücûduna i'timâd edersen, ademe düşersin. Çünkü ancak vücûdun terkiyle vücûd bulunabilir. Ve kezâ, vücûduna kıymet vermek fikrinde isen, o vücûddan senin elinde ancak bir nokta kalabilir. Bütün vücûdun cihât-ı erbaasıyla ademler içerisinde kalır. Amma, o noktayı da elinden atarsan vücûdun tam mânâsıyla nurlar içinde kalır.
Biri de, dünyanın lezzetleridir. Bu ise, kısmete bağlıdır. Talebinde kalaka düşer. Ve sür'at-i zevâli itibariyle aklı başında olan, onları kalbine alıp kıymet vermez.
Dünyanın âkıbeti ne olursa olsun, lezâizi terketmek evlâdır. Çünkü, âkıbetin ya saâdettir, saâdet ise şu fânî lezâizin terkiyle olur. Veya şekàvettir. Ölüm ve i'dâm intizarında bulunan bir adam, sehpanın tezyîn ve süslendirilmesinden zevk ve lezzet alabilir mi? Dünyasının âkıbetini küfür sâikasıyla adem-i mutlak olduğunu tevehhüm eden adam için de terk-i lezâiz evlâdır. Çünkü, o lezâizin zevâliyle vukû'a gelen hususî ve mukayyed ademlerden adem-i mutlakın elîm elemleri her dakikada hissediliyor. Bu gibi lezzetler o elemlere galebe edemez.
İ'lem 6
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Mer'ayı tecâvüz eden koyun sürüsünü çevirtmek için çobanın attığı taşlara musâb olan bir koyun, lisân-ı hâliyle: “Biz çobanın emri altındayız. O bizden daha ziyâde fâidemizi düşünür. Mâdem onun rızâsı yoktur, dönelim.” diye kendisi döner, sürü de döner.
Ey nefis! Sen o koyundan fazla âsî ve dâll değilsin. Kaderden sana atılan bir musîbet taşına ma'rûz kaldığın zaman ﴾ اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ ﴿ söyle ve merci'-i hakîkiye dön, îmâna gel, mükedder olma. O seni senden daha ziyâde düşünür.
İ'lem 7
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kalbin umûr-u dünyeviye ile kasden iştigâl etmek için yaratılmış olmadığı şöylece izâh edilebilir:
Görüyoruz ki; kalb, hangi bir şeye el atarsa, bütün kuvvetiyle, şiddetiyle o şeye bağlanır. Büyük bir ihtimam ile eline alır kucaklar. Ve ebedî bir
