Bin Üçyüz Otuzdokuz Tarihinde, Meclis-i Meb'ûsâna Hitâben Yazdığım Bir Hutbenin Sûretidir
(Bu kısım müellifin kendi Türkçesidir.)
BİN ÜÇYÜZ OTUZDOKUZ TARIHİNDE,
MECLİS-İ MEB'ÛSÂNA HİTÂBEN YAZDIĞIM BİR
HUTBENİN SÛRETİDİR
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾
﴿ اِنَّ الصَّلَوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا ﴾
Ey mücâhidîn-i İslâm! Ey ehl-i hall ü akd! Bu fakirin bir mes'elede on sözünü, birkaç nasihatini dinlemenizi ricâ ediyorum.
Evvelâ: Şu muzafferiyetteki hàrikulâde ni'met-i İlâhiye bir şükrân ister ki devam etsin, ziyâde olsun. Yoksa, ni'met şükrü görmezse gider. Mâdemki Kur'ânı, Allah’ın tevfikiyle düşmanın hücumundan kurtardınız; Kur'ânın en sarîh ve en kat'î emri olan “Salât” gibi ferâizi imtisal etmeniz lâzımdır. Tâ onun feyzi, böyle hàrika sûretinde üstünüzde tevâlî ve devam etsin.
Sâniyen: Âlem-i İslâmı mesrûr ettiniz, muhabbet ve teveccühünü kazandınız. Lâkin o teveccüh ve muhabbetin idâmesi, Şeâir-i İslâmiyeyi iltizam ile olur. Zîra, Müslümanlar İslâmiyet hesabına sizi severler.
Sâlisen: Bu âlemde evliyâullâh hükmünde olan gâzi ve şühedâlara kumandanlık ettiniz. Kur'ânın evâmir-i kat'iyyesine imtisal etmekle, öteki âlemde de o nurânî gürûha refîk olmaya çalışmak, sizin gibi himmetlilerin şe'nidir. Yoksa, burada kumandan iken orada bir neferden istimdâd-ı nur etmeye muztar kalacaksınız. Bu dünya-yı deniye, şân ve şerefiyle öyle bir metâ' değil ki, sizin gibi insanları işbâ' etsin, tatmin etsin ve maksûd-u bizzat olsun.
Râbian: Bu millet-i İslâmın cemâatleri –çendan bir cemâat namazsız kalsa, fâsık da olsa yine– başlarındakini mütedeyyin görmek ister. Hattâ, umum Kürdistan’da, umum memurlara dair en evvel sordukları suâl bu imiş: “Acaba namaz kılıyor mu?” derler. Namaz kılarsa mutlak emniyet ederler; kılmazsa, ne kadar muktedir olsa nazarlarında müttehemdir. Bir zaman, Beytüşşebab aşâirinde isyan vardı. Ben gittim, sordum: “Sebeb nedir?” Dediler ki:
“Kaymakamımız namaz kılmıyordu, rakı içiyordu. Öyle dinsizlere nasıl itâat edeceğiz?” Bu sözü söyleyenler de namazsız, hem de eşkıyâ idiler.
