zaîf bürhânların za'fiyeti zâil olur. Zâil olmasa bile itibardan düşmez. İtibardan düşse bile, dâirenin bozulmasına sebeb olmaz. Ancak dâire küçülür.
Maahazâ, bürhânların hey'et-i mecmuasına terettüb eden matlûbun kuvvet ve vuzûhunu her ferdden istemek ve her ferdde aramak, aklın hastalığına, zihnin cüz'iyetine işâret olup, matlûbu red ve inkâr için bir zemin teşkil ediyor. Binâenaleyh, bir bürhâna bakıldığı zaman za'fiyetten dolayı vehimler baş gösterirse, öteki bürhânlardan süzülen kuvvetle ortada za'fiyet kalmaz; vehimler de dağılır.
Maahazâ bazı bürhânlar suya benziyor, bir kısmı da havaya benziyor, bir kısmı da ziyâ gibidir. Binâenaleyh, bu gibi bürhânları gayet latîf ve dikkatli ince bir fikirle arayıp tutmalıdır ki, dökülmesin, sönmesin, uçmasın!.. ∗∗∗
Takriz
TAKRİZ
(Fâzıl-ı muhterem Meclis-i Mesâhif ve Tedkik-i Müellefât-ı Şer'iye Reis-i Àlîsi Şeyh Safvet Efendi Hazretlerinin takrizidir.)
Cenâb-ı Hakk’a hamd ve kendisine Kur'ân nâzil olan Peygamberimize ve dinin binasını tahkîm ve temhîd eden âl ü ashâbına salât ü selâm olsun!
“Tevhid denizinden bir Katre” nâmındaki risale gözüme tecellî etti. O denizle bu katre arasında bir fark göremedim. Çünkü, o katre hakikatte o denizden geliyor ve o denize dökülüyor. Tevhid denizinden avuçla su içmekte ve İslâmiyet memesinden süt emmekte kardeşimiz olan allâme Bediüzzaman Said Nursî’nin sa'yinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükürler olsun!
El-fakir, türâbu akdâmu'l-ulemâ
SAFVET
(Rahmetullâhi Aleyh)
