8. İ'lem
İ'lem ey mağrûr, mütekebbir, mütemerrid nefis! Sen öyle bir za'fiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hâllere mahalsin ki, ciğerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukâvemet edemezsin; seni yere serer, öldürür...
9. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Hardale ile tâbir edilen, bir darı habbesi hükmünde olan kuvve-i hâfızanın ihâta ettiği meydânda gezintiler yapılırken o kadar büyük bir sahrâya inkılâb eder ki, gezmekle bitmez bir şekil alır. Acaba o hardalenin içindeki meydânı bitiremeyen, o hardalenin dâiresini ne sûretle bitirecektir? Aklın nazarında hardalenin vaziyeti böyle ise, aklın gezdiği dâire nasıldır? Aklı da dünyayı yutar. Fesübhânallâh! Cenâb-ı Hak hardaleyi, akıl için dünya ve dünyayı da, akıl için bir hardale gibi yapmıştır.
10. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanların en büyük zulümlerinden biri de şudur ki: Büyük bir cemâatin mesâîsine terettüb eden –hasenâtı intac eden– semerâtı bir şahsa isnâd ve ona malederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır. Çünkü, bir cemâatin cüz'-ü ihtiyarisiyle kesbettikleri mahsulâtı bir şahsa atfetmek, o şahsın, icâd derecesinde hàrikulâde bir kudrete mâlik olduğuna delâlet eder. Hattâ eski Yunanîlerin ve Vesenîlerin âliheleri, böyle zâlimâne tasavvurât-ı şeytaniyenin mahsulüdür...
11. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Zikreden adamın, feyz-i İlâhîyi celbeden muhtelif latîfeleri vardır. Bir kısmı, kalb ve aklın şuûruna bağlıdır. Bir kısmı da şuûrsuz, yani şuûrlara tâbi değildir, مِنْ حَيْثُ لاَ يَشْعُرُ husûle gelir. Binâenaleyh, gafletle yapılan zikirler dahi feyizden hàlî değildir.
12. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Cenâb-ı Hak, insanı pek acîb bir terkîbde halketmiştir. Kesret içinde vahdeti, terkîb içinde besâteti, cemâat içinde ferdiyeti vardır. İhtiva ettiği a'zâ, havâs ve letâifin herbirisi için müstakil lezzetler, elemler olduğu gibi; aralarında görülen sür'at-i teâvün ve imdâttan anlaşıldığı üzere, herbirisi arkadaşlarının lezzet, elem ve teessürâtından da hisse alıyorlar. Bu hilkat sâyesinde, insan eğer ubûdiyet yoluna giderse; bütün lezzet, ni'met, kemâlât nev'ilerinin bir kısımlarına mazhar olmaya şâyândır. Ve kezâ, eğer enâniyet yolunu takib ederse, çeşit çeşit elem ve azablara da mahal olmaya müstehaktır.
13. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kelime-i Tevhid’in tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin tapacak derecede sanem ittihàz ettiği mahbûblardan yüzünü çevirtmektir. Maahazâ, zâkir olan zâtta bulunan hâsse ve latîfelerin ayrı ayrı tevhidleri olduğuna işâret olduğu gibi; onların da, onlara münâsib şerîkleriyle olan alâkalarını kesmek içindir.
