İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 163 / 235
163

Meselâ: Âlemin nizâm, intizam ve tasarrufunda arzın tedbiri dâhildir. Arzın tedbirinde insanın da tedbiri dâhildir. Ve aynı zamanda bu tasarrufât yapılırken, başka nev'ilerin de şuûnâtına bakılır. Ve hüceyrât-ı bedeniye ile zerrât dahi yaratılıyor. Ve hâkezâ, bütün bu tasarrufât bütün safahâta aynı kudretle yapılır. Nasıl ki; şemsin nurundan, katre ve kabarcıklara varıncaya kadar hiçbir şey haric kalmıyor. Bütün eşya o nur ile tenevvür ediyor. Kezâlik, bütün tasarrufât, Kudret-i Ezeliyeye aittir. Başka bir şeyin müdâhalesi yoktur. Küreden zerreye varıncaya kadar o kudretin tasarrufundan haric değildir.

Hülâsa: Arının dimağını, mikrobun gözünü tanzim eden Zât, senin ef'âl ve a'mâlini mühmel, başıboş, hesabsız, kitapsız bırakmayarak “İmâm-ı Mübîn”de yazar. Ona göre muhâseben olacaktır.

İ'lem 20

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Herbir masnû'da, herbir zerrede görünen tasar­ruf-u mutlak, kudret-i muhîta ve hikmet-i basîrenin delâlet ve şehâdetleriyle sâbittir ki, bütün eşyanın Sâni'i, vâhiddir, şerîki yoktur. Ne kudretinde inkısam var, ne iktidar ve ihtiyarında tecezzî vardır. Binâenaleyh, Sâni' ancak Vâcibü'l-Vücûd olacaktır ki, kaderin mîzanıyla yürüyen kudretine bir nihâyet yoktur.

İ'lem 21

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Sinek, örümcek, pire gibi küçük hayvanlar, fîl, câmus, deve gibi büyük hayvanlardan daha zekî, hilkatçe daha güzel, san'atça daha tam oldukları hâlde, bunların ömrü kısa onlarınki uzun, bunların zâhiren menfaatleri yok, onlarınki var. İşte bu hâl, hilkat-i eşyada Sâni'in külfeti olmadığına ve herşeyin vücûda gelmesi ancak “Kün” emriyle olduğuna bâhir bir bürhândır.

يَفْعَلُ اللهُ مَا يَشَاءُ ❀ لااِلٰهَاِلَّاهُوَ

İ'lem 22

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! ﴾ وَاللّٰهُ مِنْ وَرَائِهِمْ مُحِيطٌ ﴿ Evet, Allah; ilmi, irâdesi, kudreti ve sâir sıfâtıyla muhîttir. Dâire-i ihâtasından haric bir şey yoktur. Fakat, insan cüz'î ve kısa zihniyle Allah’ın azametine ve şemsin etrafında seyyârâtı tedvîr ettiğine bakarken, meselâ arı gibi, küçük hayvanlar ile iştigâl etmesini uzak görüyor. Çünkü: Vâcibü'l-Vücûdu, mümkine kıyâs ediyor. Hâlbuki, bu kıyâsa göre küçük hayvanlara büyük bir zulüm olur. Çünkü onlar da ﴾وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ﴿ kaziyesince Hàlıklarını tesbih etmekle, Allah’tan mâadâ kimseyi Rab tanımıyorlar. Binâenaleyh, büyüğün küçüğe tekebbür etmeye hakkı yoktur.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.