İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 7 / 235

Mukaddime

7

RİSALE-İ NUR’UN BİR NEV'İ ARABÎ MESNEVÎ-İ ŞERÎFİ

HÜKMÜNDE OLAN BU MECMUANIN MUKADDİMESİ

“BEŞ NOKTA”DIR

Birinci Nokta

BİRİNCİ NOKTA: Kırk elli sene evvel, Eski Said, ziyâde ulûm-u akliye ve felsefiyede hareket ettiği için, hakikatü'l-hakàika karşı ehl-i tarîkat ve ehl-i hakikat gibi bir meslek aradı. Ekser ehl-i tarîkat gibi yalnız kalben harekete kanâat edemedi. Çünkü, aklı, fikri hikmet-i felsefiye ile bir derece yaralı idi; tedâvi lâzımdı. Sonra, hem kalben, hem aklen hakikate giden bazı büyük ehl-i hakikatin arkasında gitmek istedi. Baktı, onların herbirinin ayrı câzibedâr bir hàssası var. Hangisinin arkasından gideceğine tahayyürde kaldı. İmâm-ı Rabbânî de ona gaybî bir tarzda “Tevhid-i kıble et!” demiş; yani: “Yalnız bir üstadın arkasından git!” O çok yaralı Eski Said’in kalbine geldi ki:

“Üstad-ı hakîki Kur'ân’dır. Tevhid-i kıble bu üstadla olur.” diye, yalnız o üstad-ı kudsînin irşadıyla hem kalbi, hem rûhu gayet garîb bir tarzda sülûke başladılar. Nefs-i emmâresi de şükûk ve şübehâtıyla onu manevî ve ilmî mücâhedeye mecbur etti. Gözü kapalı olarak değil; belki İmâm-ı Gazâlî (R.A.) Mevlâna Celâleddin (R.A.) ve İmâm-ı Rabbânî (R.A.) gibi kalb, rûh, akıl gözleri açık olarak, ehl-i istiğrakın akıl gözünü kapadığı yerlerde, o makamlarda gözü açık olarak gezmiş. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki, Kur'ânın dersiyle, irşadıyla hakikate bir yol bulmuş, girmiş. Hattâ وَفِى كُلِّ شَيْءٍ لَهُ آيَةٌ تَدُلُّ عَلٰى اَنَّهُ وَاحِدٌ hakikatine mazhar olduğunu, Yeni Said’in Risale-i Nur’uyla göstermiş.

İkinci Nokta

İKİNCİ NOKTA: Mevlâna Celâleddin (R.A.) ve İmâm-ı Rabbânî (R.A.) ve İmâm-ı Gazâlî (R.A.) gibi, akıl ve kalb ittifakıyla gittiği için, herşeyden evvel kalb ve rûhun yaralarını tedâvi ve nefsin evhâmdan kurtulmasını te'mine çalışıp, Lillâhi'l-Hamd, Eski Said Yeni Said’e inkılâb etmiş. Aslı Fârisî sonra Türkçe olan Mesnevî-i Şerîf gibi, o da Arapça bir nev'i Mesnevî hükmünde Katre, Hubâb, Habbe, Zühre, Zerre, Şemme, Şu'le, Lem'alar, Reşhalar, Lâsiyyemâlar ve sâir dersleri ve Türkçede o vakit Nokta ve Lemeât’ı gayet kısa bir sûrette yazmış; fırsat buldukça da tab'etmiş. Yarım asra yakın o mesleği Risale-i Nur sûretinde, fakat dâhilî nefis ve şeytanla mücâdeleye bedel, hàriçte muhtaç mütehayyirlere ve dalâlete giden ehl-i felsefeye karşı, Risale-i Nur, geniş ve küllî Mesnevîler hükmüne geçti.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.