Evet bir misâfir, ev sâhibinin iznine ve rızâsına muvâfık olmayacak derecede, yemeklerde ve sâir şeylerde isrâf edemez.
3. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Gözleri küsûf tutmuş bazı adamlar, gözleri önünde vukû'a gelen gayr-ı mahdûd hususî haşr ü neşirleri kör gözleriyle gördükleri hâlde, kıyâmet-i kübrâyı ve haşr-i umumîyi nasıl istiğrab ediyorlar? Acaba çiçek açıp, semere veren ağaçlarda her sene icâd edilen meyvelerin haşr ü neşirlerini gördükten sonra haşr-i umumîyi istib'âd eden sıkılmaz mı? Eğer onlar şühûdî bir yakìn ile haşr-i umumîyi görmek isterlerse, –akıllarını da beraber bulundurmak şartıyla– yaz mevsiminde küre-i arz bahçesine girsinler. Acaba ağaç dallarından sallanan o tatlı, ballı, nazîf, latîf kudret mu'cizeleri o mahlûkat-ı latîfe, evvelkisinin, yani ölüp giden semerâtın aynı veya misli değil midir?
Eğer insanlarda olduğu gibi o meyvelerde de vahdet-i rûhiye olmuş olsa idi, geçmiş ve gelen yeni meyveler birbirinin aynı olmaz mıydı? Fakat, rûhları olmadığı için aralarında ayniyete yakın öyle bir misliyet vardır ki, ne aynıdır ve ne de gayr keyfiyeti gösterir. Acaba semerâttaki bu vaziyeti gören haşri istib'âd edebilir mi?
Ve kezâ, manevî asansörler ile lâzım olan erzâk ve gıdâlarını ağacın yüksek dallarına çıkartmakla, tebessümleriyle arz-ı dîdâr eden dut ve kayısı gibi meyveleri kuru ve câmid bir ağaçtan ihrac ve icâd etmekle o kuru ağacı acîb bir vaziyete ve hayatdâr antika bir şekle koyan Kudret-i Ezeliyeye haşr-i umumî ağır gelir mi? Hâşâ! Bu latîf, nâzik masnûâtı o kuru ağaçlardan ihrac eden kudrete hiçbir şey ağır gelmez Bu bedîhî bir mes'eledir. Fakat gözleri kör olanlar göremiyorlar.
4. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın herbir sûresi, bütün Kur'ân’ın münderecâtını icmâlen ihtiva ettiği gibi, sâir sûrelerde zikredilen makàsıd ve mühim kıssaları da tazammun etmiştir. Bundaki hikmet, Kur'ân’ı tamamen okumaya vakti müsâid olmayan veya ancak bir kısmını veya bir sûresini okuyabilen insanlar, Kur'ân’ın hepsini okumaktan hâsıl olan sevâbdan mahrum kalmamasıdır.
Evet mükellefîn arasında bulunan ümmîler ancak bir sûreyi okuyabilirler. İ'câz-ı Kur'ân onları da tam sevâb kazanmaktan mahrum etmemek için, bu nükte-i i'câziyeyi takib ederek bir sûreyi tam Kur'ân hükmünde kılmıştır.
5. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Maddiyâttan olmayan, bilhassa mâhiyetleri mütebâyin olan bir çoklukta tasarruf eden bir zâtın, o çokluğun herbirisiyle bizzat mübâşeret ve muâlecesi lâzım değildir.
