İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 148 / 235
148

İlâhî! Senin rahmetin melce'imdir ve Rahmeten li'l-âlemîn olan Habîbin (A.S.M.) senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve hâlimi sana şekvâ ediyorum.

Ey Hàlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim! Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnû'un ve abdin; hem âsî, hem âciz, hem gâfil, hem câhil, hem alîl, hem zelîl, hem müsî', hem müsinn, hem şakì, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu hâlde, kırk sene sonra nedâmet edip, senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine ilticâ ediyor. Hadsiz günah ve hatîâtlarını itiraf ediyor... Evhâm ve türlü türlü illetlerle mübtelâ olmuş. Sana tazarru ve niyâz eder. Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabûl etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zâten o senin şânındır. Çünkü, Erhamürrâhimînsin. Eğer kabûl etmezsen, senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki, dergâhına gidilsin. Senden başka hak Ma'bûd yoktur ki, ona ilticâ edilsin!..

لااِلٰهَاِلَّااَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ آخِرُ الْكَلاَمِ فِى الدُّنْيَا وَاَوَّلُ الْكَلاَمِ فِى الْآخِرَةِ وَفِى الْقَبْرِ اَشْهَدُ اَنْ لااِلٰهَاِلَّااللهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ تَعَالَى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

On Üçüncü Nota

ONÜÇÜNCÜ NOTA: Medâr-ı iltibas olmuş beş mes'eledir.

#### Birincisi

Birincisi: Tarîk-ı Hakta çalışan ve mücâhede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenâb-ı Hakk’a ait vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hatâya düşerler.

Edebü'd-Din ve'd-Dünya Risalesinde vardır ki: Bir zaman şeytan, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm’a i'tirâz edip demiş ki: “Mâdem ecel ve herşey kader-i İlâhî iledir, sen kendini bu yüksek yerden at, bak nasıl öleceksin!”

Hazret-i İsâ Aleyhisselâm demiş ki:

اِنَّ لِلّٰهِ اَنْ يَخْتَبِرَ عَبْدَهُ وَلَيْسَ لِلْعَبْدِ اَنْ يَخْتَبِرَ رَبَّهُ Yani: “Cenâb-ı Hak abdini tecrübe eder ve der ki: “Sen böyle yapsan sana böyle yaparım, göreyim seni yapabilir misin?” diye tecrübe eder. Fakat abdin hakkı yok ve haddi değil ki, Cenâb-ı Hakk’ı tecrübe etsin ve desin: “Ben böyle işlesem, sen böyle işler misin?” diye tecrübevâri bir sûrette Cenâb-ı Hakk’ın Rubûbiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir, ubûdiyete münâfîdir.”

Mâdem hakikat budur; insan kendi vazifesini yapıp Cenâb-ı Hakk’ın vazifesine karışmamalı.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.