İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 77 / 235
77

14. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanın bir akrabasına (meselâ) okuduğu bir Fâtiha-i şerîfeden hâsıl olan sevâbda istifade etmekte, bir ile bin müsâvîdir. Nasıl ki, ağızdan çıkan bir lafzın işitilmesinde, bir cemâat ile bir ferd bir olur. Çünkü latîf şeyler matbaa gibidir. İstinsah edilen bir kelimeden bin kelime çıkar.

Ve kezâ, nurânî şeylerde vahdetle beraber tekessür olduğuna, yani bir nurânî şeyde bin sevâb bulunduğuna bir işârettir...

15. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Nebi-yi Zîşan’ın (A.S.M.) makam-ı Mahmûd’u İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir. Evet, tevzî' edilen lütûflar, feyizler, ni'metler o sofradan akıyor. Resûl-i Zîşan’a (A.S.M.) okunan salavât-ı şerîfe o sofraya edilen dâvete icâbettir.

Ve kezâ, salavât-ı şerîfeyi getiren adam Zât-ı Peygamberîyi (A.S.M.) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taalluk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salavât getirmeye müşevviki olsun.

16. İ'lem

İ'lem ey din âlimi! (∗) [^1] Ücretim az, ilmime rağbet yok, diye mahzûn olma. Çünkü mükâfât-ı dünyeviye ihtiyaca bakar, kıymet-i zâtiyeye bakmaz. Meziyet-i zâtiye ise mükâfât-ı uhreviyeye nâzırdır. Öyle ise, zâtî olan meziyetini mükâfât-ı uhreviyeye sakla, birkaç kuruşluk dünya metâ'ına satma.

[^1]:(∗) Ehemmiyetlidir.

17. İ'lem

İ'lem ey hitâbet-i umumiye sıfatı ile, gazete lisânıyla konferans veren muharrir! Sen, kendi nefsini aşağı göstermeye ve nedâmet ederek kusurlarını ilân etmeye hakkın var. Fakat Şeâir-i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat'iyyen hakkın yoktur.

Seni kim tevkîl etmiştir? Fetvâyı nereden alıyorsun? Hangi hakka binâen milletin nâmına, ümmetin hesabına İslâmiyet hakkında hezeyanları savurarak dalâletini neşr ve ilân ediyorsun? Milleti, ümmeti kendin gibi dâll zannetme... Dalâletini kime satıyorsun? Burası İslâmiyet memleketidir, Yahudî memleketi değildir. Cumhûr-u mü'minînin kabûl etmediği bir şeyin gazete ile ilânı, milleti dalâlete dâvettir, hukuk-u ümmete tecâvüzdür. Bir adamın hukukuna tecâvüze cevâz-ı kanunî olmadığı hâlde, koca bir milletin, belki Âlem-i İslâmın hukukuna hangi cesârete binâen tecâvüz ediyorsun? Ağzını kapat!..

18. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kâfirlerin, Müslümanlara ve ehl-i Kur'ân’a düşman olmaları küfrün iktizasındandır. Çünkü, küfür îmâna zıttır. Maahazâ Kur'ân, kâfirleri ve âbâ ve ecdâdlarını i'dâm-ı ebediyle mahkûm etmiştir.

Binâenaleyh, Müslümanlar ile ülfet ve muhabbetleri mümkün olmayan kâfirlere muhabbet boşa gidiyor. Onların muhabbetiyle karşılaşılamaz.

Onlardan meded beklenilemez. Ancak حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ diye Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmek lâzımdır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.