İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 120 / 235
120

İstihkak nazara alınmayarak, Hakkın takdiri hakkında tefrit veya ifrat yapılır. Ve kuvvetine, kıymetine bakılmayarak küçük veya büyük bir yük altına alınır gibi gayr-ı insanî hâller insanı insaniyetten düşürür, ya zulme, veya kizbe sevkeder.

Meselâ: Bir fırka askerin mümessili bir nefer, bütün askerlik umûrunu bilmek veya bir katre sudaki timsâlinden, şemsin azametini göstermek talebinde bulunmak, en yüksek bir insafsızlıktır. Çünkü, vasıf ile ittisaf arasında fark vardır. Meselâ: Katredeki timsâl, şemsin evsâfını gösterir. Amma o evsâf ile muttasıf olamaz.

İ'lem 6

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Vücûd nev'inde tezâhum yoktur. Yani, pek çok âlemler, hâller, vücûd sahnesinde ictimâ' eder, birleşirler. Meselâ: Gece zamanı duvarları camdan olan ve elektrik yanan bir odaya girdiğin vakit, âlem-i misâle bir pencere hükmünde olan camlarda pek çok menzilleri, odaları göreceksin.

Sâniyen: Odada otururken, kemâl-i sühûletle o misâlî odalarda her çeşit tebdil, tağyîr, tasarruf edebilirsin.

Sâlisen: Odadaki elektrik, elektrik misâllerinin en uzağına en yakındır. Çünkü, o misâlî misâllerin kayyûmu odur.

Râbian: Bu maddî vücûdun bir habbesi, bir parçası, o misâlî vücûdun bir âlemini içine alabilir. Bu dört hüküm, Vâcib ile âlem-i mümkinât arasında da cârîdir. Çünkü mümkinâtın vücûdu, Vâcibin nurundan bir gölge olduğu cihetle vehmî bir mertebededir. Vâcibin emriyle vücûd-u hariciyeye girer. Sâbit ve müstakırr kalır. Demek mümkinâtın vücûdu bizzat hakîki bir vücûd-u haricî olmadığı gibi, vehmî veya zâil bir zıll de değildir. Ancak, Vâcibü'l-Vücûdun icâdıyla bir vücûddur.

İ'lem 7

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Bu güzel âlemin bir mâliki bulunmaması muhâl olduğu gibi, kendisini insanlara bildirip ta'rif etmemesi de muhâldir. Çünkü, insan, mâlikin kemâlâtına delâlet eden âlemin hüsnünü görüyor; ve kendisine beşik olarak yaratılan küre-i arzda istediği gibi tasarruf eden bir halifedir. Hattâ semâ-i dünyada dahi aklıyla çalışıyor ve küçüklüğüyle, zaafiyetiyle beraber hàrika tasarrufât-ı acîbesiyle eşref-i mahlûkat ünvânını almıştır. Ve elinde cüz'-ü ihtiyarî bulunduğundan bütün esbâb içerisinde en geniş bir salâhiyet sâhibidir. Binâenaleyh, Mâlik-i Hakîkinin rusül vâsıtasıyla böyle yüksek; fakat gâfil abdlerine kendisini bildirip ta'rif etmesi zarûrîdir ki, o Mâlikin evâmirine ve marziyâtına vâkıf olsunlar.

İ'lem 8

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanın vehim, farz, hayâl duygularına varıncaya kadar bütün hàssaları bilâhare rücû edip bil'ittifak Hakka ilticâ ettiklerini

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.