Ve kezâ, celâl, vâhidiyetin tecellîsinden, cemâl dahi ehadiyetin tecellîsinden zâhir olur. Bazen de cemâl, celâlden tecellî eder. Evet cemâlin gözünde celâl ne kadar cemîldir, celâlin gözünde dahi cemâl o kadar celîldir.
İ'lem 11
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Basar masnûâtı görüp de, basîret Sâni'i görmezse çok garîb ve pek çirkin düşer. Çünkü, o hâlde Sâni'in ma'nen, kalben görünmemesi, ya basîretin fıkdânındandır veya kalb gözünün kör olmasındandır. Veya pek dar olduğundan mes'eleyi azametiyle kavramadığındandır. Veya bir hızlan’dır. Ve illâ Sâni'in inkârı basarın şühûdunu inkârdan daha ziyâde münkerdir.
İ'lem 12
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Bir tarlaya zer'edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır. O tarlayı tohum sâhibine mal eder. Başkasının tasarrufuna mâni olur. Kezâlik küre-i arz tarlasına zer'edilen nebâtât, hayvanat tohumları manevî bir sûr ve bir seddir ki, şirketi men'ediyor; gayrı, müdâhaleden tardeder.
İ'lem 13
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Tabiatları latîf, ince ve latîf san'atlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hàs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler. Ve o letâfetin, o güzelliğin derecesini göstermek için bazı çirkin kaya, kaba, gayr-ı muntazam –mağara ve dağ heykelleri gibi– şeyleri de ilâve ediyorlar ki, onların çirkinliğiyle, adem-i intizamıyla bahçenin güzelliği, letâfeti fazlaca parlasın. Çünkü,
اِنَّمَا الْاَشْيَاءُ تُعْرَفُ بِاَضْدَادِهَا Lâkin müdakkik bir kimse, o ezdâdı cem'eden bahçenin manzarasına baktığı zaman anlar ki, o çirkin, kaba şeyler kasden yapılmıştır ki; güzellik, intizam, letâfet artsın. Zîra, güzelin güzelliğini arttıran, çirkinin çirkinliğidir. Demek bahçenin tam intizamını ikmal eden o çirkinlerdir. Ve o çirkinlerin adem-i intizamı nisbetinde bahçenin intizamı artar.
Kezâlik, dünya bahçesinde nizâm ve intizamın son sisteminde bulunan mahlûkat ve masnûât arasında –hayvanlarda olsun, nebâtâtta olsun, cemâdâtta olsun– bazı çirkin, intizamdan haric şeyler bulunur. Bunların çirkinliği, intizamsızlıkları, dünya bahçesinin güzelliğine, intizamına bir zînet, bir süs olmak üzere Sâni'-i Hakîm tarafından kasden yapılmış olduğunu, pek yüksek, geniş, şâirâne bir hayâl ile dünyanın o bahçe manzarasını nazar altına alabilen adam, görebilir.
Maahazâ, o gibi şeyler kasdî olmasaydı, şekillerinde hikmetli tehâlüf olmazdı. Evet tehâlüfte kasd ve ihtiyar vardır. Her insanın bütün insanlara sîmâca muhâlefeti buna delildir.
