İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 150 / 235
150

hakları yoktur. Çünkü, o fâideler, o evrâdların illeti olamaz; ve ondan, onlar kasden ve bizzat istenilmeyecek. Çünkü onlar fazlî bir sûrette o hàlis virde talebsiz terettüb eder. Onları niyet etse, ihlâsı bir derece bozulur. Belki ubûdiyetten çıkar ve kıymetten düşer.

Yalnız bu kadar var ki; böyle hâsiyetli evrâdı okumak için, zaîf insanlar bir müşevvik ve müreccihe muhtaçtırlar. O fâideleri düşünüp, şevke gelip, evrâdı sırf rızâ-yı İlâhî için, âhiret için okusa zarar vermez. Hem de makbûldür. Bu hikmet anlaşılmadığından, çoklar, aktâbdan ve selef-i sâlihînden mervî olan fâideleri görmediklerinden şübheye düşer, hattâ inkâr da eder.

#### Üçüncü Mes'ele

Üçüncü Mes'ele: طُوبَى لِمَنْ عَرَفَ حَدَّهُ وَلَمْ يَتَجَاوَزْ طَوْرَهُ

Yani: “Ne mutlu o adama ki, kendini bilip haddinden tecâvüz etmez.” Nasıl bir zerre camdan, bir katre sudan, bir havuzdan, denizden, kamerden seyyârelere kadar güneşin cilveleri var. Herbirisi kàbiliyetine göre güneşin aksini, misâlini tutuyor ve haddini biliyor. Bir katre su, kendi kàbiliyetine göre: “Güneşin bir aksi bende vardır” der. Fakat “Ben de deniz gibi bir âyineyim” diyemez. Öyle de: Esmâ-i İlâhiyenin cilvesinin, tenevvü'üne göre, makàmât-ı evliyâda öyle merâtib var. Esmâ-i İlâhiyenin herbirisinin bir güneş gibi kalbden arşa kadar cilveleri var. Kalb de bir arşdır, fakat “ben de arş gibiyim” diyemez.

İşte ubûdiyetin esâsı olan, acz ve fakr, kusur ve naksını bilmek ve niyâz ile dergâh-ı ulûhiyete karşı secde etmeye bedel nâz ve fahr sûretinde gidenler, zerrecik kalbini arşa müsâvî tutar. Katre gibi makamını, deniz gibi evliyânın makàmâtıyla iltibas eder. Kendini o büyük makàmâta yakıştırmak ve o makamda kendini muhâfaza etmek için tasannuâta, tekellüfata, mânâsız hodfürûşluğa ve birçok müşkülâta düşer.

Elhâsıl: Hadîste vardır ki:

هَلَكَ النَّاسُ اِلَّا الْعَالِمُونَ وَهَلَكَ الْعَالِمُونَ اِلَّا الْعَامِلُونَ وَهَلَكَ الْعَامِلُونَ اِلَّا الْمُخْلِصُونَ وَالْمُخْلِصُونَ عَلٰى خَطَرٍ عَظِيمٍ

Yani: “Medâr-ı necât ve halâs, yalnız ihlâstır.” İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlâslı amel, batmanlarla hàlis olmayana müreccahtır. İhlâsı kazandıran harekâtındaki sebebi: Sırf bir emr-i İlâhî ve neticesi rızâ-yı İlâhî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlâhiyeye karışmamalı.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.