İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 96 / 235
96

Evet, onun mârifetiyle elemler lezzetlere inkılâb eder. Evet, O’nun mârifeti olmazsa, ulûm evhâma tahavvül eder. Hikmetler illet ve belâlara tebeddül eder. Vücûd ademe inkılâb eder. Hayat ölüme ve nurlar zulmetlere ve lezâiz günahlara tahavvül eder.

Evet, O’nun mârifeti olmazsa, insanın ahbabı ve mal ve mülkü insana a'dâ ve düşman olurlar. Bekà belâ olur. Kemâl hebâ olur. Ömür hevâ olur. Hayat azâb olur. Akıl ikàb olur. Âmâl, âlâma inkılâb eder.

Evet, Allah’a abd ve hizmetkâr olana herşey hizmetkâr olur... Bu da, herşey Allah’ın mülk ve malı olduğunu îmân ve iz'ân ile olur...

Evet, kudret, insanı çok dâirelerle alâkadar bir vaziyette yaratmıştır. En küçük ve en hakîr bir dâirede, insanın eli yetişebilecek kadar insana bir ihtiyar, bir iktidar vermiştir. Ferşten arşa, ezelden ebede kadar en geniş dâirelerde insanın vazifesi, yalnız duâdır.

Evet, ﴾  قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبِّى لَوْلاَ دُعَاؤُكُمْ ﴿ âyet-i kerîmesi, bu hakikati tenvir ve isbâta kâfîdir. Öyleyse, çocuğun, eli yetişemediği bir şeyi peder ve vâlidesinden istediği gibi; abd de, acz ve fakrıyla Rabbine ilticâ eder ve Hàlık’ından ister.

7. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Eşyada görünen nev'î ve ferdî vahdetler Sâni'deki sırr-ı vahdetten neş'et etmiştir. Çünkü, kuvvet dağılmıyor... Bir kısmına çok, bir kısmına az sarfedilmekle kudrette, kuvvetin tecezzî ve inkısamı olmuyor. Eğer vahdet olmasa idi, kudretin yaptığı sarfiyatta tefâvüt olsa idi, masnûâtta da tefâvüt ve intizamsızlık olurdu. Demek, kudretin vahdetle beraber masnûâta yaptığı tasarrufu şemsin tenviri gibidir ki, bir şems-i vâhid, cüz' ve küllü bilâ-tefâvüt herşeyi ziyâlandırdığı gibi, tecellîsiyle de herşeyin yanında mevcûddur. Binâenaleyh, mümkinât dâiresi efrâdından tavzif edilen miskin, câmid, meyyit ve ism-i Nur’a mazhar şemste sırr-ı vahdet sâyesinde bu kadar intizamlı tasarruf olursa; Şems-i Ezelî, Sultan-ı Ebedî, Kayyûm-u Sermedî, Vâcibü'l-Vücûd, Vâhid-i Ehadin masnûâta tasarrufu nasıl olacaktır?

8. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Sâni'in vahdetine en sâdık şâhidlerden birincisi: Cüz'î ve küllî eşyalarda görünen vahdetlerdir. Çünkü, herhangi bir şey zerreden âleme kadar vahdet ile muttasıf ve alâkadardır. Öyle ise, Sâni'de de vahdet var. Öyle ise, Sâni' Ehad’dir.

İkincisi: Herşeyde kàbiliyetinin liyâkatine göre bir kemâl-i ittikan vardır. En âdi, küçük, nebâtî ve hayvanî bir şeyde kör gözler bile gördükleri öyle bir antika eser-i san'at vardır ki, insanları hayrette bırakır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.