İ'lem 19
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Dört şey için dünyayı kesben değil, kalben terketmek lâzımdır:
1– Dünyanın ömrü kısa olup, sür'atle zevâl ve gurûba gider. Zevâlin elemiyle, visâlin lezzeti zevâl buluyor.
2– Dünyanın lezâizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır.
3– Seni intizar etmekte ve senin de sür'atle ona doğru gitmekte olduğun “kabir”, dünyanın zînetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabûl etmez. Çünkü, dünya ehlince güzel addedilen şey, orada çirkindir.
4– Düşmanlar ve haşerât-ı muzırra arasında bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde senelerce durmak arasındaki muvâzene, kabir ile dünya arasındaki aynı muvâzenedir. Maahazâ, Cenâb-ı Hak da bir saatlik lezzeti terketmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise, kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.
Fesübhânallâh, Cenâb-ı Hakk’ın insanlara fazl u keremi o kadar büyüktür ki, insana vedîa olarak verdiği malı, büyük bir semeni ile insandan satın alır, ibkà ve himâye eder. Eğer insan o malı temellük edip Allah’a satmazsa, büyük bir belâya düşer. Çünkü, o malı uhdesine almış oluyor. Hâlbuki, kudreti taahhüde kâfî gelmiyor. Çünkü, arkasına alırsa, beli kırılır, eliyle tutarsa, kaçar, tutulmaz. En nihâyet meccânen fenâ olur gider, yalnız günahları miras kalır.
İ'lem 20
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! “Geceye benzeyen gençliğim zamanında gözlerim uyumuş idi. Ancak ihtiyarlık sabahıyla uyandım” meâlinde olan
وَ عَيْنِى قَدْ نَامَتْ بِلَيْلِ شَبِيبَتِى ❀ وَلَمْ تَنْتَبِهْ اِلَّا بِصُبْحِ مَشِيبِ
şiirin şümûlüne dâhilim. Çünkü gençliğimde en yüksek bir intibâh şâhikasına çıktığımı sanıyordum. Şimdi anlıyorum ki, o intibâh, intibâh değilmiş. Ancak, uykunun en derin kuyusunda bulunmaktan ibaret imiş. Binâenaleyh, medenîlerin iftihar ile dem vurdukları tenevvür-ü intibâhları, benim gençlik zamanımdaki intibâh kabilesinden olsa gerektir.
Onların misâli, rüyasında güyâ uyanıp, rüyasını halka hikâye eden nâim meselidir. Hâlbuki, rüyasında onun o intibâhı uykunun hafif perdesinden derin ve kalın bir perdeye intikal ettiğine işârettir. Böyle bir nâim ölü gibidir. Yarı buçuk uykuda bulunan insanları nasıl îkaz edebilir?
Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsâmaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki
