İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 155 / 235
155

fakat senin gaflet ve vehm ü hayâlinle duvarları çok genişlemiş. O dar dünyada, bir musîbetin tahrîkiyle kımıldansan, başını çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayâli uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki: O geniş dünyan, kabirden daha dar, köprüden daha müsâadesiz. Senin zamanın ve ömrün berkten daha çabuk geçer, hayatın çaydan daha sür'atli akar.

Mâdem dünya hayatı ve cismânî yaşayış ve hayvanî hayat böyledir. Hayvaniyetten çık, cismâniyeti bırak. Kalb ve rûhun derece-i hayatına gir! Tevehhüm ettiğin geniş dünyadan daha geniş bir dâire-i hayat, bir âlem-i nur bulursun.

İşte o âlemin anahtarı, Mârifetullâh ve Vahdâniyet sırlarını ifâde eden “Lâ ilâhe illallâh” kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, rûhu işlettirmektir...

On Beşinci Nota

ONBEŞİNCİ NOTA: “Üç Mes'ele” dir.

Birinci Mes'ele: İsm-i Hafîz’in tecellî-i etemmine işâret eden:

﴿ فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ ❀ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ﴾

âyetidir. Kur'ân-ı Hakîm’in bu hakikatine delil istersen; Kitab-ı Mübînin mistarı üstünde yazılan şu kâinât kitabının sahifelerine baksan, ism-i Hafîz’in cilve-i a'zamını ve bu âyet-i kerîmenin bir hakikat-i kübrâsının nazîresini çok cihetlerle görebilirsin. Ezcümle:

Ağaç, çiçek ve otların muhtelif tohumlarından bir kabza al. O muhtelif ve birbirine muhâlif tohumların, cinsleri birbirinden ayrı, nev'ileri birbirinden başka olan çiçek, ağaç ve otların sandukçaları hükmünde olan o kabzayı, karanlıkta ve karanlık, basit ve câmid bir toprak içinde defnet, serp. Sonra, mîzansız ve eşyayı farketmeyen ve nereye yüzünü çevirsen oraya giden basit su ile sula. Sonra senevî haşrin meydânı olan bahar mevsiminde gel, bak! İsrâfilvâri melek-i ra'd; baharda, nefh-i sûr nev'inden yağmura bağırması, yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i rûhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki, o nihâyet derece karışık ve karışmış ve birbirine benzeyen o tohumcuklar, ism-i Hafîz’in tecellîsi altında kemâl-i imtisal ile hatâsız olarak Fâtır-ı Hakîmden gelen evâmir-i tekvîniyeyi imtisal ediyorlar. Ve öyle tevfik-i hareket ediyorlar ki, onların o hareketlerinde bir şuûr, bir basîret, bir kasd, bir irâde, bir ilim, bir kemâl, bir hikmet parladığı görünüyor.

Çünkü, görüyorsun ki, o birbirine benzeyen tohumcuklar, birbirinden temâyüz edip ayrılıyor. Meselâ: Bu tohumcuk, bir incir ağacı oldu. Fâtır-ı Hakîmin ni'metlerini başlarımız üstünde neşre başladı. Serpiyor, dallarının elleri ile bizlere uzatıyor. İşte, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.