İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 30 / 235
30

san'atındaki azamet-i maneviyesi, arzın cesâmeti nisbetindedir. O zerreyi, san'atça hâvî olduğu o azamet-i maneviyeyle bina eden, arzı haml ve bina etmekten âciz olmayacaktır. Acaba o kâfir münkir, kalbinde böyle bir küfrü taşımakla, akıl ve zekâ iddiasında bulunması kadar bir ahmaklık var mıdır?

Arkadaş! Herbir şey için iki sûret ve şekil vardır:

Arkadaş! Herbir şey için iki sûret ve şekil vardır:

Biri: Maddiyedir ki, âdeta bir gömlek gibi, herşeyin vücûduna göre kaderin takdiriyle biçilmiş şu görünen sûretlerdir.

Diğeri: Ma'kuledir ki, bir şeyin yaşadığı bir ömürde mürûr-u zamanla değiştirdiği muhtelif maddî sûretlerin ictimâ'ından tasavvur edilen bir sûret-i vehmiyedir.

Bir ateşin sür'atle tedvîrinden hâsıl olan dâire-i vehmiye gibi, herşeyin tarih-i hayatını bildiren ve kadere medâr olan ve mukadderât-ı eşya denilen şu ikinci sûret, ma'kuledir. Sûret-i maddiye itibariyle herşeyin bir nihâyeti, bir gayesi olduğu gibi, sûret-i maneviye itibariyle de bir nihâyeti ve gizli bazı hikmetler için bir gayesi de vardır. Binâenaleyh herşeyin sûret-i maddiyesinde, kudret-i Rabbânî ustadır, kader mühendistir, sûret-i maneviyesinde ise, kader mistardır, yani, teşekkülâtın çizgilerini çizer, kudret mastardır, yani o çizgiler üstünde yapılan teşekkülât, kudretten sudûr eder.

Ey kâfir! Bunu işittikten sonra iyice düşün! Bir zerreye, bir terzilik san'atını öğretmeye kudretin var mıdır? Kendine hàlık ittihàz ettiğin tabiat ve esbâb, herşeyin muhtelif ve mütenevvi' sûretlerini biçip dikmesine kudretleri var mıdır?

Bak, ey gözden mahrum kâfir! Şecere-i hilkatin semeresi ve kuvvet ve ihtiyarca esbâbdan üstün olan insan, terziliğin bütün kàbiliyetlerini, bilgilerini cem'edip dikenli bir şecerenin a'zâlarına uygun bir gömleği dikemez. Hâlbuki, Sâni'-i Hakîm herşeyin nemâsı zamanında pek muntazam, cedîd ve taze taze gömlekleri ve yeşil yeşil hulleleri kemâl-i sür'at ve sühûletle yapar, giydirir. Fesübhânallâh!..

Evet, münezzehtir, herşeyin vücûdu emrine bağlı olan Allah münezzehtir. Herşeyin içyüzü elinde bulunan Sâni' münezzehtir. Bütün mahlûkata merci' olan Sâni' münezzehtir.

Arkadaş! Herbir mevcûdun üstünde, Sâni'-i Ehad ve Samed’in bir sikkesi, bir hâtemi olup, o mevcûdun Sâni'-i Ehad ve Samed’in mülkü ve eser-i san'atı olduğuna şehâdet ediyorlar. Evet, gayr-ı mütenâhî Ehadiyet sikkelerinden ve Samediyet hâtemlerinden, yalnız bahar mevsiminde sahife-i arza darbedilen sikkeye bak ki, şu zikredilecek müteselsil fıkralar, cümleler o sikkeyi güneş gibi gösteriyorlar ve izhâr ediyorlar.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.