İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 31 / 235
31

Evet, sahife-i arzda pek garîb, hakîmâne bir icâd görünüyor. Bu görünen icâdın gösterdiği kuvvet ve fa'âliyeti görmek istersen şu gelen fıkralara dikkat et!

1– O icâd fiili, pek azîm ve geniş bir sehàvet-i mutlakadan geliyor.

2– Bir sühûlet-i mutlaka ile bir kuvvet-i mutlakadan çıkıyor.

3– Mutlak bir intizamla, sür'at-i mutlakada meydâna geliyor.

4– Mevzûn ve mîzanlı olarak bir vüs'at-i mutlakada bulunuyor.

5– Güzel bir eser-i san'at olmakla beraber, mutlak bir ucuzlukta görünüyor.

6– Taalluk ettiği şeyler pek karışık olmakla beraber, büyük bir imtiyaz-ı mutlak ve adem-i iltibas ile yapılıyor.

7– Mahall-i taalluku gayr-ı mütenâhî olmakla beraber, eserlerinde çirkinlik görünmez, ahsen şekilde husûle gelir.

8– Efrâd ve envâ' arasında, bu'd-u mutlak ile beraber, tevâfuk-u mutlak var.

Arkadaş! Bu fıkraların herbirisi tek başına da o sikkeyi izhâr etmeye kâfîdir. Bakınız, en hàrika bir sehàvetle en hàrika bir hüsn-ü san'at, muhît bir kudretin hàssasıdır. Ve intizamla beraber hàrika bir sühûlet, hiçbir şeyden âciz olmayan muhît bir ilim sâhibine mahsûstur. Tartılmış gibi gayet mîzanlı olmakla beraber, mu'cizâne bir sür'at-i mutlaka, herşeyi emrine ve kudretine teshìr eden zâta mahsûstur. Nev'ilerin pek dağınık bulunmasından, pek geniş bir tasarruf ile hàrika bir hüsn-ü san'at, ilim ve kudretiyle herşeyin yanında bulunan zâta hàstır. Kesret ve mebzûliyet ile beraber her ferdin san'at itibariyle kıymetdâr olması, sonsuz bir zenginlikle gayr-ı mütenâhî hazinelere mâlik olan zâta mahsûstur. Efrâdın ziyâdesiyle karışık olmasıyla beraber iltibassız ve fevkalâde imtiyaz ve teşahhuslara mazhar olmaları, herşeye basîr ve herşeye şehîd ve herbir fiili kendisini diğer bir fiilden men'etmeyen zâta mahsûstur.

Ve kezâ, arzda dağınık bulunan efrâd arasındaki uzaklıkla beraber sûretçe, vücûdca, teşkilâtça aralarında husûle gelen tevâfuk, küre-i arz yed-i tasarrufunda, ilminde, hükmünde, hikmetinde bulunan zâta mahsûstur.

Ve kezâ, nev'in kesret-i efrâdıyla beraber her ferdin hàrikulâde bir hüsn-ü hilkate mâlik olması, Kàdir-i Mutlak’a hàstır ki, az-çok, küçük ve büyük herşey O’na nisbeten birdir.

Geçen fıkraların herbirisinde, herşeyin tek bir Sâni'in sun'u ve san'atı olduğuna delâlet eden başka bir âyet daha vardır. Evet, sehàvet ile kuvve-i iktisadiye arasında ve sür'at ile mîzanlı olmak arasında ve ucuzlukla

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.