İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 74 / 235
74

sözünde kuvvet olur. Nefyedenin yardımcısı olmadığından tek kalır, sözünde kuvvet yoktur. Hattâ bin adam bir şeyi nefyederse, bir adam gibidir. Bin adam da isbât ederse, isbât edenlerin herbirisi bin olur. Çünkü hepsi bir şeye bakıyorlar. Ve bir noktaya parmak bastıklarından birbirini takviye ediyorlar. Nefyedenlerde birbirini takviye etmek yoktur, herbirisi tek kalır.

Meselâ: Bin pencereden bir yıldızı görüp isbât eden bin adamın herbirisi ötekisine yardımcı olur, sözünü takviye eder. Çünkü, o bin adam, parmakla işâret eder gibi, o şeyi isbât ediyorlar. Nefyedenler öyle değildir. Çünkü, nefy için sebeb lâzımdır. Sebebler de ayrı ayrı olur. Meselâ: Birisi “Gözümde za'fiyet var, göremedim”, ötekisi “Evimizde pencere yok”, ötekisi “Soğuktan başımı kaldırıp bakamadım” der. Ve hâkezâ... Herbirisi nefyine, müddeâsına ayrı bir sebeb gösterdiğinden, kendisince yıldızın bulunmaması, nefsü'l-emirde de yıldızın bulunmamasına delâlet etmez ki, birbirine yardımcı olsun.

Binâenaleyh, bir mes'ele-i îmâniyenin nefyi hakkında ehl-i dalâletin ittifakları haber-i vâhid hükmündedir, te'siri yoktur. Amma ehl-i hidayetin mesâil-i îmâniyede olan sözleri, herbirisi ötekisine yardımcıdır, takviye eder...

3. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! (Ey azîz kardeşim bil ki!) Bir küll ne şeye muhtaç ise, cüz'ü de o şeye muhtaçtır. Meselâ: Bir şecerenin meydâna gelmesi için ne lâzım ise, bir semerenin vücûduna da lâzımdır. Öyleyse, semerenin Hàlık’ı, şecerenin de Hàlık’ı o oluyor. Hattâ arzın ve şecere-i hilkatin de Hàlık’ı, o Hàlık olacaktır.

4. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İki tarafı birbirinden gayet uzak bir mes'ele var ki, herbir tarafı bir çekirdek gibi sünbül vermiş; ağaç olmuş, dal budak salmış. Böyle bir mes'ele üzerine, şükûk ve evhâmın konmaması lâzımdır. Çünkü, bir çekirdek diğer bir çekirdekle, çekirdek olarak toprak altında kaldıkları müddetçe iltibas edilebilir. Amma ağaç olduktan, meyve verdikten sonra şek edersen, bütün meyveler senin aleyhinde şehâdet ederler. Eğer bu başka bir çekirdektir diye tevehhüm etsen, o ağacın bütün meyveleri seni tekzîb ederler. Elma ağacına inkılâb etmiş bir çekirdeği, hanzale ağacının çekirdeği farzetmek sana müyesser olmaz. Ancak tevehhümle veya bütün elmaların hanzaleye tebdil edilmiş olmasıyla mümkündür ki, bu da muhâldir.

Binâenaleyh, nübüvvet öyle bir çekirdektir ki: İslâmiyet şeceresi bütün semerâtıyla, çiçekleriyle o çekirdekten çıkmıştır. Kur'ân dahi, seyyâr

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.