herbir cüz'ünde bütün ağaçların, meyvelerin ve çiçeklerin hàssalarını, cihâzlarını ve mîzanlarını bilip yapabilecek bir kudret, bir ilim lâzımdır. Çünkü, bu üç unsurun herbir cüz'ü, herbir nebâtın teşkiline medâr ve menşe' olabilir. Evet, bir saksıdaki toprak, cihâzları ve şekilleri ve sâir sıfatları muhâlif olan herhangi bir nebâtın tohumunu yeşillendirmeye kàbiliyeti vardır. Binâenaleyh, ikinci yola zehâb edenlerce o küçük saksı içerisinde sayısız gizli makine ve fabrikaların vücûdu lâzım gelir ki, hurâfeciler dahi bundan utanıyorlar.
Beşinci Lem'a
BEŞİNCİ LEM'A: Bir kitapta yazılı bir harf, yalnız bir cihetle kendisini gösterir ve kendisine delâlet eder. Fakat o harf, kâtibine çok cihetlerle delâlet eder ve nakkàşını ta'rif eder.
Kezâlik, kitab-ı kâinâtta mücessem olarak yazılan herbir kelime, kendi mikdarınca kendini gösterirse de, pek çok cihetlerden münferiden ve müctemian Sâni'ini gösterir, esmâsını izhâr eder. Ve kendi evsâfıyla, eşkâliyle, nakışlarıyla âdeta Sâni'ini medh için yazılmış bir kasidedir. Buna binâen, meşhûr Hebenneka gibi ahmaklaşan bir adam dahi Sâni'-i Zülcelâl’in inkârına gitmemek gerektir.
Altıncı Lem'a
ALTINCI LEM'A: Cenâb-ı Hak, bütün cüz' ve cüz'îlerde sikke-i mahsûsasını ve bütün küll ve küllîlerde hàs hâtemini vaz' ettiği gibi, aktâr-ı semâvât ve arzı, hâtem-i Vâhidiyetle ve mecmû-u kâinâtı Sikke-i Ehadiyetle mühürlemiştir. Mezkûr sikke ve hâtemlerden, meselâ:
﴿ فَانْظُرْ اِلَى آثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِى الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِى الْمَوْتَى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴾
âyetinin işâret ettiği ihyâ ve nefh-i rûh keyfiyetindeki hâtem-i İlâhîye bakınız ki, pek çok garîb garîb haşirleri, acîb acîb neşirleri göresiniz!
Evet, bilhassa arzın ihyâsında, her sene üç yüz binden fazla saha-i vücûda getirilen mahlûkatın nev'ilerinde haşir ve neşirler vardır. Lâkin, bilinmez bir hikmete binâen, şu haşir ve neşirlerin ekserîsinde iâde edilen emsâl aralarındaki misliyet o kadar ayniyete karîbdir ki, hemen hemen, dirilen evvelkinin ne aynı ve ne gayrıdır, denilebilir. Her ne ise.. misliyet, ayniyet mevzû-i bahs değildir. Her nasıl olursa olsun, o haşir neşirler beşerin sühûlet-i haşrine delâlet ettikleri gibi, beşerin haşrine birer misâl ve birer örnek olabilirler.
İşte, birbirine muhâlif nihâyet derecede karışık olan o envâ'-ı kesîreyi kemâl-i imtiyazla ihyâ etmek ve hatâsız, haltsız, galatsız olarak mümtâzâne
