İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 25 / 235
25

Ve kezâ, O zât, Hàlık’ımızın bizden taleb ettiği şeylerden bahsediyor ve çok hakikatlerden, mes'elelerden haber veriyor ki onlardan kurtuluş yoktur. Feyâ acaba! Ekser-i nâs neden böyle hak şeylerden göz yumuyorlar, hakikatlerden kulak tıkıyorlar?

On Birinci Reşha

ONBİRİNCİ REŞHA: Arkadaş! Şu minber-i àlîde hutbe-i ezeliyeyi okuyan ve şahsiyet-i maneviyesiyle bizlere meşhûd ve yüksek şuûnâtıyla âlemde meşhûr olan zât-ı nurânî (A.S.M.), vahdâniyet-i İlâhiyeye bir bürhân-ı sâdık-ı nâtık ve tevhidin hakikat olduğuna bir delil-i hak ve saâdet-i ebediyenin de vücûda gelmesine kat'î bir delil ve zâhir bir bürhândır.

Ve kezâ, O zât, insanları hidayete dâvet etmekle saâdet-i ebediyenin (husûlüne sebeb olduğu gibi), vusûlüne de sebebdir.

Ve kezâ, O zât, duâsıyla, ubûdiyetiyle o saâdetin vücûduna ve icâdına vesiledir.

Evet, bak! O zât, nev'-i beşere imâmdır. Mescidi, yalnız Cezîretü'l-Arab değildir, küre-i arzdır. Cemâati de yalnız o zamanın insanları değildir. Belki Âdem zamanından kıyâmete kadar herbir asrın halkı bir saf olup, bütün asırlar safları O’nun arkasında, O’nun duâsına “Âmîn” diyorlar.

Bilhassa O zât, o cemâat-i uzmâda umum zevi'l-hayata şâmil pek şedîd bir ihtiyac-ı azîm için duâ eder. Ve O’nun duâsına, yalnız o cemâat değil, belki arz ve semâ ve bütün mevcûdât “Âmîn” söyler. Yani: “Yâ Rabbenâ! O’nun duâsını kabûl eyle. Biz de o duâyı ediyoruz. Biz de O’nun taleb ettiğini taleb ediyoruz.”

Bilhassa, o cemâat-i uzmâ önünde kıldırdığı namazda, öyle bir tazarru ve tezellül ile, öyle bir iştiyakla, öyle bir hüzün ile niyâz ve duâ eder ki, kâinât bile heyecana gelir; O zâtın duâsına iştirâk eder.

Evet, öyle bir maksad için niyâz eder ki, eğer o maksad husûle gelmezse, yalnız mahlûkat değil âlem bile kıymetsiz kalır, esfel-i sâfilîne düşer. Çünkü, O zâtın matlûbuyla mevcûdât yüksek kemâlâta erişir.

Acaba O zât, o matlûbu kimden istiyor? Evet, öyle bir zâttan taleb eder ki, en gizli ve en küçük bir hayvanın cüz'î bir ihtiyacı için lisân-ı hâliyle yaptığı duâyı işitir, kabûl eder, ihtiyacını yerine getirir.

Ve kezâ, en ednâ bir emeli, en ednâ bir gaye için, en ednâ bir zîhayatta görür ve onu ona yetiştirmekle ikram ve merhamet eder. Bu duâların neticesinde yapılan terbiye ve tedbirler öyle bir intizamla cereyan eder ki,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.