İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 205 / 235

Şu'le

205

Şu'le

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

İ'lem 1

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Bütün esmâ-i hüsnânın ifâde ettiği mânâlar ile bütün sıfât-ı kemâliyeye, Lafza-i Celâl olan “Allah” bil'iltizam delâlet eder. Sâir ism-i hàslar yalnız müsemmâlarına delâlet eder. Sıfatlara delâletleri yoktur. Çünkü sıfatlar müsemmâlarına cüz' olmadığı gibi, aralarında lüzum-u beyyin de yoktur. Bu itibarla ne tazammunen ve ne iltizamen sıfatlara delâletleri yoktur. Amma Lafza-i Celâl, bilmutâbakat Zât-ı Akdese delâlet eder. Zât-ı Akdes ile sıfât-ı kemâliye arasında lüzum-u beyyin olduğundan, sıfatlara da bil'iltizam delâlet eder. Ve kezâ, Ulûhiyet ünvânı sıfât-ı kemâliyeyi istilzam etmesi, ism-i hàs olan “Allah” ın da o sıfâtı istilzam ettiğini istilzam ediyor.

Ve kezâ, “Allah” kelimesi de, nefiyden sonra sıfatlar ile beraber düşünülür. Binâenaleyh “Lâ ilâhe illallâh” kelâmı, esmâ-i hüsnânın adedince kelâmları tazammun ediyor. Bu itibarla, şu kelime-i tevhid kelâmı, delâlet ettiği sıfatlar itibariyle bir kelâm iken bin kelâm oluyor. “Lâ Hàlıka İllallâh”, “Lâ Fâtıra, Lâ Râzıka, Lâ Kayyûme İllallâh” gibi... Binâenaleyh, terakkî etmiş olan zâkir bir zât, bu kelâmı söylerken içindeki binlerce kelâmları söylemiş oluyor.

İ'lem 2

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Mâdemki herşeyin Allah’tan olduğunu bilirsin ve ona iz'ânın vardır; zararlı, menfaatli herşeyi tahsin ve hüsn-ü rızâ ile kabûl etmek lâzımdır. Ve illâ, gaflete düşmeye mecbur olursun. Bunun için esbâb-ı zâhiriye vaz'edilmiş ve gözlere de gaflet perdesi örtülmüştür. Kâinât hâdiselerinden insanın hevâ ve hevesine muhâlif olan kısım, muvâfık olan kısımdan daha çoktur. Eğer hevâ sâhibi, bu esbâb-ı zâhiriyeyi görüp “Müsebbibü'l-Esbâb”dan gaflet etmese, i'tirâzlarını tamamen Allah’a tevcîh eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.