Kezâlik, Kàdirîler de, zikr-i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.
33. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Âlemde herşeyin yüzünde hikmet eserleri göründüğü gibi en uzak, en geniş, en ince kesretin tabakaları üstünde de hikmet, ihtimam eserleri görülmektedir. Evet, kesret ve tekessürün müntehâsı ve neticesi olan insanın sahife-i vechinde, cebhesinde, cildinde, ellerinin içlerinde kalem-i kader ile pek çok çizgiler, hatlar, nakışlar, nişanlar yazılmıştır. Ma'lûmdur ki, insanın şu sahifelerinde yazılan o kelimeler, harfler, noktalar, harekeler, rûh-u insanîde bulunan mânâlara, maneviyatlara delâlet ettikleri gibi, fıtratında kader tarafından yazılan mektûblara da işâretleri vardır. Arkadaş, insanın geçen sahifelerine kaderin yazdığı hâşiye, tesâdüf ve ittifakın duhûlüne bir menfez bırakmamıştır.
34. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Şu dünya hayatına muhabbetle mübtelâ olan bazı insanlar, o hayatın vücûda gelmesinden maksad ve gaye, yalnız o hayata hizmet ve o hayatın bekàsı olup, başka bir faydası olmadığını, yani, Fâtır-ı Hakîm’in zevi'l-hayatta ve cevher-i insaniyette vedîa olarak koyduğu bütün cihâzât-ı acîbe ve techizât-ı hàrikanın, serîü'z-zevâl olan şu hayatın hıfzı ile bekàsı için verildiğini zannediyorlar. Hâlbuki, kaziye öyle olduğu takdirde, kâinâttaki gayr-ı mütenâhî nizâmların şehâdetleriyle, sath-ı âlemde görünen hikmet, inâyet, intizam, adem-i abesiyete olan delil ve bürhânların, ma'kûse olarak, abesiyete, isrâfa, intizamsızlığa, adem-i hikmete delil ve bürhân olmaları lâzım gelecektir.
Arkadaş! Şu dünyevî hayatın fâideleri pek çoktur. O fâidelerinden, hayat sâhibine –tasarruf ve hizmeti nisbetinde– bir hisse ayrıldıktan sonra, bâkî kalan gayeler, semereler Fâtır-ı Hakîm’e râci'dir. Evet, insan ve insanın hayatı, esmâ-i İlâhiyenin tecelliyâtına bir tarladır. Ve Cennette Rahmet-i İlâhiyenin envâ'ının cilvelerine mazhardır. Ve hayat-ı uhreviyenin hàrika ve gayr-ı mütenâhî semereleri için bir fidanlık veya bir çekirdektir. Demek, insan bir sefîne kaptanı gibidir. Sefînenin gayr-ı mahdûd fâidelerinden, kaptanın alâka ve hizmeti nisbetinde kendisine verilir. Bâkî kalan kısmı sultana râci'dir. İnsan da, sefîne-i vücûduyla alâkası derecesinde o vücûdun hayatdâr semerâtından hissesini alır. Mütebâkisi Sultan-ı ezelî’ye aittir...
35. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Dünyanın lezzetleri, zevkleri ve zînetleri, Hàlık’ımızı, Mâlikimizi ve Mevlâmızı bilmediğimiz takdirde Cennet olsa bile Cehennemdir. Evet, öyle gördüm ve öyle de zevkettim. Bilhassa, şefkatin ateşini söndürecek “Mârifetullâh”dan başka bir şey
