İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 9 / 235

Lem'alar

9

Lem'alar

(Türkçe Risale-i Nur’un Yirmiikinci Sözüyle aynı meâldedir.)

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ اَللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ ❀ لَهُ مَقَالِيدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ ﴾

﴿ فَسُبْحَانَ الَّذِى بِيَدِـه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ ﴾ ﴿ وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَائِنُهُ ﴾

﴿ مَا مِنْ دَابَّةٍ اِلَّا هُوَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا ﴾

Ey dâire-i esbâbdan zuhûr eden işleri, hâdiseleri esbâba isnâd eden gâfil, câhil! Mal sâhibi zannettiğin esbâb, mal sâhibi değillerdir. Asıl mal sâhibi, onların arkasında iş gören Kudret-i Ezeliyedir. Onlar, ancak o kudretten gelen hakîki te'sirleri ilân ve neşretmekle muvazzaftırlar. Demek, dâire-i esbâb, hükûmetin kalem dâiresi hükmündedir ki, yukarıdan gelen emirlerin tebliğâtı o dâireden yapılıyor. Çünkü, izzet ve azamet perdeyi iktiza eder; tevhid ve celâl dahi şirketi reddeder, te'siri esbâba vermiyor.

Evet, Sultan-ı Ezelînin memurları vardır amma, icraatçıları değillerdir ki, saltanat ve rubûbiyetinde ortak olsunlar. Ancak o memurların vazifesi dellâllıktır ki, kudretin icraatını ilân ediyorlar. Veya o memurlar, nâzır müşâhidlerdir ki, gördükleri evâmir-i tekvîniyeye karşı yaptıkları itâat ve inkıyad ile isti'datlarına göre bir nev'i ibâdet yapmış olurlar. Demek esbâb, ancak ve ancak kudretin izzetini, Rubûbiyetin haşmetini izhâr için vaz' edilmiş bir takım vâsıtalardır. Yoksa, kudretin acz ve ihtiyacı için muâvenet eden yardımcı değillerdir.

Beşer sultanlarının memurları ise; sultanların ihtiyaç ve aczlerini def' için ta'yinlerine zarûret hâsıl olan yardımcı ve ortaklarıdır. Binâenaleyh,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.