İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 99 / 235
99

15. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Bir ni'metin umumî ve herkese şâmil olması, kıymetinin azlığına ve ehemmiyetsizliğine delâlet etmez. Ve o ni'metin bir kasd ve irâdeden gelmemesine emâre olamaz. Meselâ: Göz ni'metinin bütün hayvanlarda bulunması, senin göze olan şiddet-i ihtiyacını tahfif etmediği gibi, gözün kıymetini tenkìs etmeye de sebeb olamaz. Ve kezâ, hususî ve tek bir ni'metin tesâdüfü mümkün olsa bile, umumî bir ni'met, behemehal bir mün'imin eser-i kasd ve irâdesidir.

16. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Herbir zîhayatın hayatında gayr-ı mütenâhî gayeler vardır. Bu gayelerden zîhayata ait ancak binde birdir. Bâkî kalan gayeler, gayr-ı mütenâhî olan mâlikiyeti nisbetinde hayatı icâd eden zâta aittir. Öyle ise, büyük bir mahlûkun küçük bir mahlûka tekebbür etmeye hakkı yoktur. Ve hakikate nazaran abesiyet de yoktur. Çünkü, bir hayatın bütün fâideleri, bir zîhayata ait değildir ki, abes olsun. Evet, sath-ı arzda her sene yapılan ziyâfet-i âmme-i İlâhiye nev'-i beşere, halife olduğu münâsebetiyle bir ikramdır. Yoksa hepsi onun istifadesi için değildir.

17. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanın zihnine bazen şöyle bir vesvese gelir, der: “Sen de âdi ve böcek gibi bir hayvansın. Hayvanlardan fazla ne kıymetin var? Hem de semâvât ve arzı yed-i kudretine alan Hàlık-ı Zülcelâl’e karşı ne meziyetin ve ne gibi bir hizmetin var ki, seninle meşgul olsun?” Bu vesveseye karşı şöyle bir hakikati düşünmek lâzım:

1– İnsan gayr-ı mütenâhî acz ve fakrıyla beraber Cenâb-ı Hakk’a îmânıyla, kudret ve gınâ ve izzetine mazhar olmuştur. İşte bu mazhariyetten dolayı insan, hayvaniyetten terakkî edip halife-i zemin olmuştur.

2– Cenâb-ı Hak ihâta-i kudret ve azametiyle insanın duâsını işitir, hâcâtını görür. Ve semâvât ve arzın tedbiri o insanı da düşünmeye mâni değildir.

Suâl: Cenâb-ı Hakk’ın cüz'iyât ve hasîs emirler ile iştigâli azametine münâfîdir?

Elcevab: O iştigâl, azametine münâfî değildir. Bil'akis, adem-i iştigâli Azamet-i Rubûbiyetine bir nâkìsadır. Meselâ: Şemsin ziyâsından bazı şeylerin mahrum ve haric kalması, şemse bir nâkìsa olur. Maahazâ, bütün şeffâf şeylerde görünen şemsin timsâllerinin herbirisi, “Şems benimdir. Şems yanımdadır. Şems bendedir.” diyebilir. Ve zerreler ile şems arasında müzâheme yoktur. Bütün mahlûkat –bilhassa insanlarda– ferdî olsun, nev'î olsun, şerîf olsun hasîs olsun, ilim, irâde, kudret itibariyle Cenâb-ı Hakk’ın tecellîsine mazhardır. Herbir şey, herbir insan, “Allah yanımdadır.” diyebilir. Bilhassa insanın zaafı, fakrı, aczi nisbetinde Cenâb-ı Hakk’ın kurbiyeti ve herbir şeyin Cenâb-ı Hakla münâsebeti

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.