İ'lem 16
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Aklım yürüyüş yaparken, bazen kalbimle arkadaş olur. Kalb, zevkiyle bulduğu şeyi akla veriyor. Akıl, ber-vech-i mu'tâd bürhân şeklinde bir temsîl ile ibraz ediyor. Meselâ: Fâtır-ı Hakîmin kâinâttan sonsuz bir uzaklığı olduğu gibi, sonsuz bir kurbiyeti de vardır. Evet ilim ve kudretiyle bâtınların en bâtınında bulunduğu gibi fevklerin de en fevkınde bulunuyor. Hiçbir şeyde dâhil olmadığı gibi hiçbir şeyden de haric değildir. Evet âsâr-ı rahmetine mazhar olan sath-ı arzda ma'mûlât-ı kudrete bak ki, bir parça bu sırra vâkıf olasın. Meselâ: Biri arzda diğeri semâda veya biri şarkta diğeri garbda iki şeyi bir ânda yaratan Sâni'in, o yaratılan şeylerin arasındaki uzaklık kadar uzaklığı lâzımdır. Ve kezâ herşeyin kayyûmu olduğu cihetle de, herşeyin nefsinden daha ziyâde bir kurbiyeti de vardır. Bu sır, dâire-i Vücûb, tecerrüd ve ıtlâk hasâisindendir. Ve fâil-i aslînin mâhiyetiyle, zıllî olan münfail arasındaki mübâyenet-i lâzimesidir. Meselâ: Şems, timsâllerine kayyûm olduğu için fevkalhad onlara bir kurbiyeti vardır. Âyinedeki zıll ve gölge ile semâda bulunan asıl arasındaki mesâfe kadar da bu'diyeti vardır. ∗∗∗
