İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 146 / 235
146

İkinci kısım: Hava gibidir. Hissedilir, fakat ne görünür, ne de tutulur. Ona karşı sen yüzün, ağzın, rûhunla o rahmet nesîmine karşı teveccüh et, kendini mukâbil tut, tenkid elini uzatma, tutamazsın. Rûhunla teneffüs et! Tereddüd ile baksan, tenkid ile el atsan, o yürür gider. Senin elini mesken ittihàz etmez, ona râzı olmaz.

Üçüncü kısım ise: Nur gibidir. Görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur. Öyle ise sen kalbinin gözüyle, rûhunun nazarıyla kendini ona mukâbil tut ve gözünü ona tevcîh et, bekle. Belki kendi kendine gelir. Çünkü, nur elle tutulmaz, parmaklarla avlanmaz; belki o nur ancak basîret nuruyla avlanır. Eğer harîs ve maddî elini uzatsan ve maddî mîzanlarla tartsan, sönmese de gizlenir. Çünkü öyle nur, maddîde hapse râzı olmadığı gibi, kayda giremez. Kesifi kendine mâlik ve seyyid kabûl etmez.

On Birinci Nota

ONBİRİNCİ NOTA: Bil ki: Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın ifâdesinde çok şefkat ve merhamet var. Çünkü, muhâtablarının ekserîsi cumhûr-u avâmdır. Onların zihinleri basittir. Nazarları dahi dakîk şeyleri görmediğinden, onların besâtet-i efkârını okşamak için, tekrar ile, semâvât ve arzın yüzlerine yazılan âyetleri tekrar ediyor. O büyük harfleri kolaylıkla okutturuyor.

Meselâ: Semâvât ve arzın hilkati ve semâdan yağmurun yağdırılması ve arzın dirilmesi gibi bilbedâhe okunan ve görünen âyetleri ders veriyor. O hurûf-u kebîre içinde küçük harflerle yazılan ince âyâta nazarı nâdiren çevirir, tâ zahmet çekmesinler. Hem üslûb-u Kur'ânîde öyle bir cezâlet ve selâset ve fıtrîlik var ki; güyâ Kur'ân bir hâfızdır, kudret kalemiyle kâinât sayfalarında yazılan âyâtı okuyor. Güyâ Kur'ân, kâinât kitabının kırâatidir ve nizâmâtının tilâvetidir; ve Nakkàş-ı Ezelîsinin şuûnâtını okuyor ve fiillerini yazıyor. Bu cezâlet-i beyâniyeyi görmek istersen, hüşyâr ve müdakkik bir kalb ile, “Sûre-i Amme” ve ﴾ قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ ﴿ âyetleri gibi fermânları dinle!..

On İkinci Nota

ONİKİNCİ NOTA: Ey bu Notaları dinleyen dostlarım! Biliniz ki, ben hilâf-ı âdet olarak, gizlemesi lâzım gelen Rabbime karşı kalbimin tazarru ve niyâz ve münâcâtını bazen yazdığımın sebebi; ölüm, dilimi susturduğu zamanlarda, dilime bedel kitabımın söylemesinin kabûlünü Rahmet-i İlâhiyeden ricâ etmektir.

Evet kısa bir ömürde, hadsiz günahlarıma keffâret olacak, muvakkat lisânımın tevbe ve nedâmetleri kâfî gelmiyor. Sâbit ve bir derece dâim olan kitabımın lisânı daha ziyâde o işe yarar. İşte bu notaların te'lifinden onüç sene evvel, dağdağalı bir fırtına-i rûhiye neticesinde, Eski Said’in

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.