İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 12 / 235
12

o sikkenin ne mislini ve ne taklidini, ne münferiden ve ne müctemian yapmaktan âcizdirler.

Buna binâen, şeffâf şeylerde görünen o timsâller şemsin timsâli olup, şemsten o şeffâf şeylere in'ikâs etmiş olduklarına hükmedilmediği takdirde, o sayısız katrelerde ve zerrelerde (herbirisinde) hakîki bir şemsin maddesiyle mevcûd bulunduğuna hükmetmek lâzım gelir. Kezâlik, Şems-i Ezelî’nin şuâlar menzilesinde olan tecellî-i esmâsının nokta-i merkeziyesi olan hayat, Şems-i Ezelî’ye isnâd edilmediği takdirde, bir sineğe, bir çiçeğe varıncaya kadar herbir zîhayatta nihâyetsiz bir kudret, muhît bir ilim, mutlak bir irâde gibi Vâcibü'l-Vücûd’dan mâadâ hiçbir şeyde vücûdu mümkün olmayan sâir sıfatların mevcûd olmasına câhilâne, ahmakàne, gülünç bir bâtıl hüküm lâzım gelir. Ve aynı zamanda, şu bâtıl hükümle herbir zerreye ve herbir sebebe bir ulûhiyet-i mutlakayı isnâd etmekle sayısız şerîkleri isbât etmek mecburiyeti hâsıl olur.

Maahazâ, tohum olacak bir habbe veya bir çekirdekteki garîb, acîb, muntazam vaziyete bakınız ki, o habbe, tohumu olacak cismin bütün eczâsıyla münâsebetdâr olduğu gibi, nev'iyle, yani ebnâ-yı cinsiyle de ve bütün mevcûdât ile de münâsebetleri vardır. Ve onlara karşı o münâsebetleri nisbetinde vazifeleri vardır. Eğer o tohumcuk habbenin Kadîr-i Mutlak’tan nisbeti kesilip kendi nefsine isnâd edilirse, yani kendi kendine olmuştur denilirse, herbir tohumda, herşeyi görecek bir gözün ve herşeye muhît bir ilmin bulunmasını i'tikàd etmek lâzım gelir. Bu ise, sâbık temsîlde herbir şeffâf zerrede hakîki bir şemsin vücûdunu iddia etmek gibi gülünç bir hamâkattir.

Dördüncü Lem'a

DÖRDÜNCÜ LEM'A: Bir kitab el yazısıyla yazılırsa, yalnız bir adama ve bir kaleme ihtiyaç vardır. Fakat matbaada basılırsa, kalem işini gören pek çok demir kalemler lâzımdır. Ve o demir harfleri yapmak için ustalar ve âlât ve edevât ve mürettibler gibi çok şeylere ihtiyaç olur. Kezâlik, şu kitab-ı kâinâtta yazılı satırlar, kelimeler ve harflerin bir Vâhid-i Ehad’in kalem-i kudretiyle yazılmış olduğu cihete hükmeden adam, pek rahat ve kolay ve ma'kul bir yola sülûk etmiş olur. Fakat, o yazıları, o harfleri tabiata ve esbâba isnâd eden herifler, imtina' ve muhâlin en suûbetli ve çıkmaz bir yoluna zehâb etmiş olurlar. Çünkü, bu yola zehâb edenler için tek bir zîhayatın tab' ve bastırılması için ekser kâinâtın tab'ına lâzım olan techizât lâzımdır. Bu ise, vehmin kabûl edemediği bir hurâfedir.

Ve kezâ, toprağın, suyun, havanın herbir cüz'ünde nebâtât adedince manevî gizli matbaalar lâzımdır ki, mâhiyetleri ve cihâzları mütehâlif sayısız meyve ve çiçeklerin teşkilâtını yapabilsinler. Veyâhut o nebâtâtı o kadar zînet ve intizamlarıyla beraber yeşillendirmek için, o üç unsurun

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.