İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 193 / 235
193

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ ❀ وَطُورِ سِينِينَ ﴾

ilâ âhir-i sûre...

İ'lem 36

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Herbir masnû'da tahakkuk eden kemâl-i san'at, Sâni'in her mekânda ve her masnû'un yanında bulunmasına delâlet ettiği gibi; hiçbir mekânda ve hiçbir masnû'un yanında bulunmamasına da delâlet eder.

Ve kezâ, insan, herbir şeye muhtaç olduğu cihetle herşeyin melekûtu elinde ve herşeyin hazinesi yanında olan Zât-ı Akdes’ten mâadâ kimseye ibâdet edemez.

Ve kezâ, insan vücûd, icâd, hayır, ef'âl cihetiyle pek küçük, nâkıs olmakla karıncadan, arıdan ednâ, örümcekten daha zaîftir. Fakat adem, tahrib, şer, infiâl cihetiyle semâvât, arz, cibâlden daha büyüktür. Meselâ: Hasenât yaptığı zaman, habbe habbe yapar. Seyyiât yaparsa kubbe kubbe yapar. Evet, meselâ küfür seyyiesi bütün mevcûdâtı tahkîr eder, kıymetten düşürür.

Ve kezâ, insanın bir cihetle kıl kadar bir ihtiyarı, zerre kadar bir iktidarı, şuâ kadar bir hayatı, dakika kadar bir ömrü, cüz'î bir cüz' kadar mevcûdiyeti varsa da, diğer cihetle hadsiz bir acz ve fakrı da vardır. Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Mutlakın tecelliyâtına geniş bir ma'kes olur.

Ve kezâ, insan hayat-ı dünyeviye cihetiyle bir çekirdek olup, pek büyük semere ve sünbüller vermek için kendisine tevdî' edilen cihâzâtı, bazı maddeleri elde etmek için tavuk gibi toprakları, gübreleri, necisleri eşmeye sarfeder, fâidesiz tefessüh eder. Ve hayat-ı maneviye cihetiyle emelleri ebede kadar uzanan bir şecere-i bâkiyedir.

Ve kezâ, insan fiil ve sa'yi cihetiyle zaîf bir hayvan olup dâire-i sa'yi pek dardır. İnfiâl, suâl, duâ cihetiyle Rahmân-ı Rahîmin azîz bir misâfiridir. Dâiresi hayâl kadar geniştir.

Ve kezâ, insanın hayat-ı hayvaniyeden aldığı lezzet bir serçe kuşunun lezzeti kadar değildir. Çünkü, insanda hüzün, keder, korku var, onda yoktur. Fakat cihâzât, hissiyat, duygular, isti'datlar itibariyle hayvanların en a'lâsından fazla lezzet alır. İnsanın şu vaziyetine dikkat edilirse anlaşılır ki: Bu kadar cihâzât, bu hayat için olmayıp, ancak bir hayat-ı bâkiye için kendisine verilmiştir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.