İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 92 / 235
92

Bu âyetlerin sarâhatine göre, herşeyin vücûdu “Kün” emriyle bağlı olduğu gibi; bütün eşyanın icâd ve sonradan ihyâları, bir nefs-i vâhidenin icâd ve ihyâsı gibidir. Demek icâd Cenâb-ı Hakk’a isnâd edilirse, bu kadar rahat ve kolay olur. Amma esbâba veya eşyanın kendilerine isnâd edildiği zaman, bütün ukalânın ve eblehlerin hükümlerinden neş'et eden muhâlâtı kabûl etmeleri lâzım gelir...

38. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân, hakikatleri durûb-u emsâl ile beyân ediyor. Çünkü dâire-i ulûhiyete ait hakàik-ı mücerrede, dâire-i mümkinâtta, ancak misâller ile temessül ve tavazzuh eder. Mümkün ve miskin olan insan da, dâire-i imkânda misâllere bakarak, fevkınde bulunan dâire-i vücûbun şuûnâtını, ahvâlini düşünür.

39. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Herşeyin, içine melekût, dışına da mülk denir. Bu itibarla insan ile kalb, birbirine hem zarf, hem mazruf olur. İnsan mülk cihetiyle kalbe zarf olur. Melekût cihetiyle de mazruf olur.

Bu kaide arş ile kevn hakkında da tatbik edilir. Şöyle ki: Arş, Zâhir, Bâtın, Evvel, Âhir isimlerinin halîta ve karışığıdır. Bu halîtada dâhil olan ism-i Zâhir itibariyle; arş mülk, kevn melekût olur. İsm-i Bâtın itibariyle; arş melekût, kevn mülk olur. Demek arşa ism-i Zâhir nazarıyla bakılırsa, kendisi zarf, kevn de mazruf olur. İsm-i Bâtın gözüyle bakılırsa, kendisi mazruf, kevn zarf olur. Ve kezâ, ism-i Evvel itibariyle, ﴾ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ ﴿ âyetinin işâret ettiği kevnin bidâyetini içine alıyor. Ve ism-i Âhir itibariyle, سَقْفُ الْجَنَّةِ عَرْشُ الرَّحْمٰنِ Hadîs-i Şerîfinin îmâ ettiği kevnin nihâyetini içine alıyor.

Demek, arş öyle bir halîtadır ki, şu dört isimden aldığı hisseler ile kevn ve vücûdun sağını solunu, üstünü ve altını ihâta etmiş olur.

40. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Acz, nidânın mâdenidir. İhtiyaç duânın menba'ıdır.

Feyâ Rabbî, yâ Hàlıkî, yâ Mâlikî!

Seni çağırmakta hüccetim, hâcetimdir.

Sana yaptığım duâlarda uddetim fâkatimdir.

Vesilem, fıkdân-ı hile ve fakrımdır.

Hazinem aczimdir.

Re'sülmalım, emellerimdir.

Şefî'im, Habîbin (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve rahmetindir. Afveyle, mağfiret eyle ve merhamet eyle yâ Allah! Yâ Rahmân! Yâ Rahîm! Âmîn! ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.