İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 161 / 235
161

Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhâfaza eden Zât-ı Kayyûma dayan. Senin mevcûdiyetinden dokuzyüz doksandokuz parça O’nun uhdesindedir. Senin elinde yalnız bir parça kalır. En iyisi o parçayı da O’nun hazinesine at ki, rahat olasın.

İ'lem 12

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Sen kendi vücûdunu yapmaya kàdir değilsin. Ve elin onu icâd etmekten kàsırdır. Başkaları dahi o işten âciz ve kàsırdırlar. İstersen tecrübe et bakalım. Şecere-i kelimât denilen bir lisânı veya muhâberât ve ezvâk santralı olarak bir ağızı yap. Elbette yapamayacaksın. Öyleyse Allah’a şirk yapma! ﴾ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ ﴿

İ'lem 13

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Şu görünen âlem, İlâhî bir dükkân ve bir mahzendir. İçerisinde envâen türlü türlü mensûcât kumaşlar, me'külât yemekler, meşrûbât şerbetler vardır. Bir kısmı kesif, bir kısmı latîf, bir kısmı zâil, bir kısmı dâimî, bir kısmı katı bir lübb, bir kısmı mâyi ve hâkezâ, her çeşit bulunur. Lâkin bir kısmı icâdî bir nescdir. Bir kısmı da tecelliyâta bir nakıştır. Felâsifenin dalâletince icâd ile nakış birdir. Ve o dükkân sâhibi de mûcib-i bizzattır.

İ'lem 14

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Enâniyetten neş'et eden şirk-i hafî katılaştığı zaman esbâb şirkine inkılâb eder. Bu da devam ederse, küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, ta'tile, yani Hàlıksızlığa incirâr eder. El-iyâzü Billâh!..

İ'lem 15

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanın hilkatinden maksad, mahfî Hazine-i İlâhiyeyi keşif ile göstermek ve Kadîr-i Ezeliye bir bürhân, bir delil, bir ma'kes-i nurânî olmakla Cemâl-i Ezelînin tecellîsi için şeffâf bir mir'ât, bir âyine olmaktır. Hakikaten, semâvât, arz ve cibâlin hamlinden âciz kaldıkları emâneti insan haml ettiği cihetle cilâlanmış, cilvelenmiş bir şekle girmiştir. Çünkü, o emânetin mazmunlarından biri de, insanın sıfât-ı İlâhiyeyi fehmetmek için bir vâhid-i kıyâsî vazifesini görmektir. İnsanın hilkatinden maksad bu gibi şeyler olduğu hâlde kısm-ı ekserîsi, perde olurlar, sed olurlar. Vazifesi feth ve açmak iken kapatıyor, bağlıyor. Ziyâ ve ışığı neşr iken söndürüyor. Allah’ı tevhid etmek yerine şirk yapıyor. Ve kezâ, nur-u îmânla Allah’a bakıp mülkü ona teslîm etmekle – i'tikàden– mükellef iken, “Ene” rasadıyla halka bakarak Allah’ın. mülkünü onlara taksim ediyor. Hakikaten اِنَّ الْاِنْسَانَ لَظَلُومٌ جَهُولٌ

İ'lem 16

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Ey nefis! Eğer takvâ ve amel-i sâlih ile Hàlık’ını râzı etti isen, halkın rızâsını tahsile lüzum yoktur, o kâfîdir. Eğer halk da Allah’ın hesabına rızâ ve muhabbet gösterirlerse, iyidir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.