İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 188 / 235
188

Evet cismine verilen hayat sâyesinde, geniş duyguların ile âlem-i şehâdet üzerinde cevelân etmekle filcümle cüz'iyet kaydından kurtulmuşsun. Ve kezâ, insaniyet i'tâsıyla bilkuvve “Küll” hükmündesin. Ve kezâ, îmân ve İslâmiyet ihsânıyla bilkuvve “Küllî” olmuşsun. Ve kezâ, mârifet ve muhabbetin in'âmıyla muhît bir nur olmuşsun.

Binâenaleyh, dünyaya ve cismânî lezâize meyledersen âciz, zelîl bir “cüz'î” olursun. Eğer cihâzâtını insaniyet-i kübrâ denilen İslâmiyet hesabına sarfedersen, bir “küllî” ve bir “küll” olursun.

İ'lem 24

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Bu kadar elîm firâk ve ayrılıklara ma'rûz kalmakla çektiğin elemlerin sebebi ve kabahati sendedir. Çünkü o muhabbetleri gayr yerinde sarfediyorsun. Eğer o muhabbetleri cem'edip Vâhid-i Ehad’e tevcîh ve O’nun hesabıyla, izniyle sarfedersen, bütün mahbûbların ile beraber bir ânda birleşip sevinçlere, memnuniyetlere mazhar olacaksın.

Evet bir sultana intisab eden bir adam, o sultanın, herşeyle alâkadar, her mekânda herkesle muhâberesi, alâkası zımnında, o adam da bir cihette, bir derece alâkadar olabilir.

İ'lem 25

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Meselâ: Kamerin ahvâline veya istikbâlin hakikatine dair i'tâ-i ma'lûmât eden adama, bütün mâmelekini ona fedâ etmeye hazırsın. Amma dâire-i mülkünde bir arı hükmünde bulunan kamerin Hàlık’ından haber getiren.. ve ezel, ebede, hayat-ı ebediyeye, hakàik-ı esâsiyeye, azîm mes'elelere dair ma'lûmât i'tâ eden.. ve seni manevî perîşaniyetlerden, dalâletlerden kurtarıp kesretten vahdete doğru yol gösteren.. ve hayat-ı ebediyeye îmânla mâü'l-hayatı sana içirtmekle firâk ve ayrılmak ateşlerinden kurtaran.. ve Hàlık’ın marziyâtını, metâlibini ta'rif eden.. ve Sultan-ı Ezel, Ebedin muhâberesine tercümânlık yapan Resûl-i Rahmânı dinlemeye ve o Muhbir-i Sâdıka îmân ile teslîm olmaya mâni olan nefsin hevâ ve hevesini terketmiyorsun!..

İ'lem 26

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Görüyoruz ki: Sâni'-i Hakîm, kemâl-i hikmetiyle pek âdi şeylerden pek hàrika, mu'cize-i mensûcât yapıyor. Ve kezâ, abesiyet ve isrâfa mahal bırakılmamak üzere, bir ferdi envâen vazifeler ile tavzif ediyor. Hattâ insanın başında, insanın muvazzaf olduğu vazifeleri görmek için, her vazifeye göre birer tırnak kadar maddî bir şeyin bulunması icâb etseydi, bir başın, Cebel-i Tûr büyüklüğünde olması lâzım gelirdi ki, ashâb-ı vezâife yer olsun.

Ve kezâ, lisân sâir vezâifiyle beraber erzâk hazinesine ve kudretin matbahında pişirilen bütün taamlara müfettiştir. Ve bütün taamların tatlarını yakìn eden, bilen bir ehl-i vukûftur.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.