İkinci Kelâm
İkinci Kelâm: اَلْمَوْتُ حَقٌّ Ölüm haktır. Evet bu hayat ve bu beden şu azîm dünyaya direk olacak kàbiliyette değildir. Zîra, onlar demir ve taştan değildir. Ancak et, kan ve kemik gibi mütehâlif şeylerden terekküb etmiş. Kısa bir zamanda tevâfukları, ictimâ'ları varsa da iftirakları ve dağılmaları her vakit melhûzdur.
Üçüncü Kelâm
Üçüncü Kelâm: رَبِّى وَاحِدٌ Rabbim birdir. Evet herkesin bütün saâdetleri, bir Rabb-i Rahîm’e olan teslîmiyete bağlıdır. Aksi takdirde pek çok rab’lere muhtaç olur. Çünkü insan , câmiiyeti itibariyle bütün eşyaya ihtiyacı ve alâkası vardır. Ve herşeye karşı (hissederek veya etmeyerek) teessürü, elemleri vardır. Bu ise tam Cehennem gibi bir hâlettir. Fakat erbâb tevehhüm edilen esbâb yed-i kudretine bir perde olan Rabb-i Vâhide teslîmiyet, firdevsî bir vaziyettir.
Dördüncü Kelâm
Dördüncü Kelâm: اَنَا ile tâbir edilen benlik, yani kendisine bir vücûd, bir kıymet vermektir ki, bu ene, Cenâb-ı Hakk’ın sıfâtını, şuûnâtını bilmek için bir santral ve bir vâhid-i kıyâsîdir. ∗∗∗
