İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 183 / 235
183

İ'lem 8

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanın yaptığı san'atların sühûlet ve suûbet dereceleri, onun ilim ve cehliyle ölçülür. Ne kadar san'atlarda bilhassa ince ve latîf cihâzâtta ilmî mehâreti çok olursa, o nisbette kolay olur. Cehli nisbetinde de zahmet olur. Binâenaleyh, eşyanın hilkatinde sür'at-i mutlaka ile vüs'at-i mutlaka içinde görünen sühûlet-i mutlaka, Sâni'in ilmine nihâyet olmadığına hads-i kat'î ile delâlet eder.

﴿ وَمَا اَمْرُنَا اِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ ﴾

İ'lem 9

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanın fıtraten mâlik olduğu câmiiyetin acâibindendir ki: Sâni'-i Hakîm şu küçük cisimde gayr-ı mahdûd envâ'-ı rahmeti tartmak için gayr-ı ma'dûd mîzanlar vaz'etmiştir. Ve esmâ-i hüsnânın gayr-ı mütenâhî mahfî definelerini fehmetmek için gayr-ı mahsur cihâzât ve âlât yaratmıştır. Meselâ: Mesmuât, mubsırât, me'külât âlemlerini ihâta eden insandaki duygular, Sâni'in sıfât-ı mutlakasını ve geniş şuûnâtını fehmetmek içindir.

Ve kezâ, hardaleden daha küçük kuvve-i hâfızasında, öyle bir latîfe-i müdrike bırakılmıştır ki, o hardalenin tazammun ettiği geniş âlemde o latîfe dâimî seyr ve cevelân etmekte ise de, sâhiline vâsıl olamaz. Maahazâ, bazen bu büyük âlem o latîfeye o kadar darlaşır ki, âlem o latîfenin karnında bir zerre gibi olur. Ve o latîfeyi, bütün seyahat meydânlarıyla, mütâlaa ettiği kitaplarıyla o hardale dahi yutar, yerinde oturur, karnı da ağrımaz. İşte, insanın mütefâvit mertebeleri bu sırdan anlaşılır.

Evet, bazı insanlar zerrede boğulurlar. Bazısında da dünya boğulur. Bazılar da, kendilerine verilen anahtarlardan birisiyle kesretin en geniş bir âlemini açar, fakat içinde boğulur. Sâhil-i vahdet ve tevhide zorla vâsıl olur. Demek, insanın seyr-i rûhânisinde çok tabakalar vardır. Bir tabakada, insanlara huzur u tevhid pek sühûletle nasîb ve müyesser olur. Bir tabakasına da, gaflet ve evhâm öyle istilâ eder ki, kesret içinde gark olmakla tam mânâsıyla tevhidi unutmuş olur. Sukùtu suûd, tedennîyi terakkî, cehl-i mürekkebi yakìn, uykunun son perdesini intibâh zan ve tevehhüm eden bir kısım medenîler ikinci tabakadaki insanlardandır. Onlar, hakàik-ı îmâniyeyi derketmekte bedevîlerin bedevîleridir.

İ'lem 10

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İsm-i Celâl, ale'l-ekser nev'ilerde, külliyatta tecellî eder. İsm-i Cemâl ise mevcûdâtın cüz'iyâtına tecellî eder. Bu itibarla nev'ilerdeki cûd-u mutlak, celâlin tecellîsidir. Cüz'iyâtın nakışları, eşhâsın güzellikleri cemâlin tecelliyâtındandır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.