Nükte
Nükte
Arkadaş نَعْبُدُ deki (ن) un ifâde ettiği cem' ve cemâat, fikri ve kalbi ayık olan musallînin nazarında sath-ı arzı bir mescid şekline getirir. Ve bütün mü'minlerden teşekkül etmiş, şarktan garba kadar dizilmiş safları hâvî o cemâat-i kübrâ içinde namaz kıldığını ihtar ettirir.
Ve kezâ, لااِلٰهَاِلَّااللهُ olan kelime-i zikriyeyi bir insan vird-i zebân ettiği zaman, zamanı bir halka-i zikir tahayyül etmekle, o halkanın sağ tarafı olan mâzi cihetinde enbiyânın, sol tarafı olan istikbâl cihetinde de evliyânın oturup cemâatle zikrettiklerini ve kendisi de, o cemâat-i uzmâ içinde bulunarak şu kubbe-i mînâyı dolduran yüksek, ilâhî ve tatlı sadâlarına iştirâk ettiğini tahayyül etsin. Kuvve-i hayâliyesi daha keskin olanlar da kâinât mescidinde bütün masnûâtın teşkil ettikleri halka-i zikirlerine girsin, şu fezâyı velvelelendiren o sadâları dinlesin. ∗∗∗
Nokta
Nokta
Cenâb-ı Hakk’ın mâsivâsına yapılan muhabbet iki çeşit olur. Birisi; yukarıdan aşağıya nâzil olur. Diğeri, aşağıdan yukarıya çıkar. Şöyle ki:
Bir insan en evvel muhabbetini Allah’a verirse, onun muhabbeti dolayısıyla Allah’ın sevdiği herşeyi sever. Ve mahlûkata taksim ettiği muhabbeti, Allah’a olan muhabbetini tenkìs değil, tezyîd eder.
İkinci kısım ise, en evvel esbâbı sever ve bu muhabbetini Allah’ı sevmeye vesile yapar. Bu kısım muhabbet, topluluğunu muhâfaza edemez, dağılır. Ve bazen de kavî bir esbâba rastgelir. Onun muhabbetini mânâ-yı ismiyle tamamen cezbeder, helâkete sebeb olur. Şâyet Allah’a vâsıl olsa da, vusûlü nâkıs olur... ∗∗∗
