İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 97 / 235
97

Üçüncüsü: Herşeyin icâd ve inşâsındaki sühûlettir. Gözle görünen san'attaki sühûlet isbâta, delile muhtaç değildir.

9. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Küre-i arz mağazasından me'külât ve meşrûbât ve libâs ve sâir ihtiyaçlarınızı te'min ediyorsunuz. Parasız aldığınız bu malları İlâhî hazineden almayıp birer birer esbâba yaptıracak olursanız, acaba bir nar tanesini ne kadar zamanlarda elde edip, ne kadar pahalı alacaksınız? Çünkü o nar, bütün eşya ile alâkadardır. Az bir zamanda, az bir kıymetle husûle gelmesi imkân haricidir. Ve aynı zamanda ondaki zînet, intizam, san'at, râyiha, tat ve koku gibi latîf şeylerden anlaşılıyor ki, o nar tanesi öyle bir Sâni'in masnû'udur ki, icâdında külfet ve mübâşeret yoktur.

Mes'ele böyle olduğu hâlde, haşerâtın zevk ve heveslerini tatmin için herbir noktasında bin türlü i'câz nükteleri bulunan o küre-i arz mağazasındaki eşyanın Sâni'i ya şuûrsuz, hissiz, irâdesiz, ilimsiz, ihtiyarsız, kemâlsizdir ki, bu kadar bol zîkıymet antika eşyayı parasız dağıtıyor. Bu bâtıl ihtimal, isbâta muhtaç olmayan bedîhî bir hakikattir. Veya o hazine sâhibi o hazineyi, âhirete gitmek üzere gelip muvakkaten kalan insanlara İlâhî ve Rahmânî bir sofra olarak yaratmıştır. O hazine-i gaybda eşyanın icâdı “Kün” emri ile bağlıdır. Ve bütün eşyanın melekûtiyetleri santral gibi Hakîm, Kadîr, Mürîd, Alîm bir Vâcibü'l-Vücûdun yed-i kudretindedir.

Maahazâ, o İlâhî sofradaki eşya yalnız insan ve hayvanların lezzet ve zevklerini tatmin için değildir. Herbir ferd-i müstehlikte zevi'l-hayata ait cüz'î fâidelerden başka esmâ-i İlâhiyenin tecelliyâtına ve fa'âliyetteki esrâr ve şuûnâtına ait gayr-ı mütenâhî hikmetler, gayeler vardır. Öyle ise, bu ziyâfet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neş'et etmesi ve bu eşyanın semerâtı sel gibi akıp ittifakı ve tesâdüfün eline havâlesi muhâldir. Çünkü, o eşyanın intizamlı hakîmâne teşahhusâtı ve şuûrkârâne muhkem hususiyâtı kör tesâdüf ve ittifakı reddediyor. Öyle de: O sofra-i rahmetteki ucuzluk ve kolaylık ve çokluk o eşyanın bir Cevâd-ı Mutlaktan, bir Hakîm-i Mutlaktan, bir Kadîr-i Mutlaktan geldiğini gösteren şâhidlerdir.

10. İ'lem

İ'lem ey esbâba mübtelâ insan! Bil ki, sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücûduna lâzım olan şeylerle techizi, kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsâvî olan zâtın “Kün” emriyle müsebbebi halketmesinden daha kolay, daha ekmel, daha a'lâ değildir.

11. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Dünyada görülen bilhassa nebâtî ve hayvanî hayatlarda müşâhede edilen ademler, i'dâmlar, tebeddül ve teceddüd-ü emsâlden

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.