İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 78 / 235
78

19. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kâfirlerin medeniyetiyle mü'minlerin medeniyeti arasındaki fark:

Birincisi, medeniyet libâsını giymiş korkunç bir vahşettir. Zâhiri parlıyor, bâtını da yakıyor. Dışı süs, içi pis, sûreti me'nûs, sîreti ma'kûs bir şeytandır...

İkincisi, bâtını nur, zâhiri rahmet, içi muhabbet, dışı uhuvvet, sûreti muâvenet, sîreti şefkat, câzibedâr bir melektir.

Evet, mü'min olan kimse, îmân ve tevhid iktizasıyla, kâinâta bir mehd-i uhuvvet nazarıyla baktığı gibi; bütün mahlûkatı, bilhassa insanları, bilhassa İslâmları birbiriyle bağlayan ip de, ancak uhuvvettir. Çünkü, îmân bütün mü'minleri bir babanın cenâh-ı şefkati altında yaşayan kardeşler gibi kardeş addediyor.

Küfür ise, öyle bir bürûdettir ki, kardeşleri bile kardeşlikten çıkarır.Ve bütün eşyada bir nev'i ecnebîlik tohumunu ekiyor. Ve herşeyi herşeye düşman yapıyor. Evet, hamiyet-i milliyelerinde bir uhuvvet varsa da, muvakkattir. Ve ezelî, ebedî iftirak ve firâk ile muttasıl ve mahduttur.

Amma kâfirlerin medeniyetinde görülen mehâsin ve yüksek terakkiyât-ı sanâyi, (bunlar) tamamen medeniyet-i İslâmiyeden, Kur'ân’ın irşadâtından, edyân-ı semâviyeden in'ikâs ve iktibas edildiği “Lemeât” ile “Sünûhât” eserlerimde istenildiği gibi izâh ve isbât edilmiştir...

رَاجِعْهُمَا تَرَى اَمْرًا عَظِيمًا غَفَلَ عَنْهُ النَّاسُ

20. İ'lem

İ'lem! Mesâil-i diniyeden olan ictihâd kapısı, açıktır. Fakat, şu zamanda oraya girmeye altı mâni vardır...

Birincisi: Nasıl ki, kışta fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir; yeni kapılar açmak hiçbir cihetle kâr-ı akıl değil. Hem nasıl ki, büyük bir selin hücumunda tamir için duvarlarda delikler açmak gark olmaya vesiledir. Öyle de: Şu münkerât zamanında ve âdât-ı ecânibin istilâsı ânında ve bid'aların kesreti vaktinde ve dalâletin tahribâtı hengâmında, ictihâd nâmıyla kasr-ı İslâmiyetten yeni kapılar açıp, duvarlarında muharriblerin girmesine vesile olacak olan delikler açmak İslâmiyete cinayettir...

İkincisi: Dinin zarûriyâtı ki ictihâd onlara giremez. Çünkü kat'î ve muayyendirler. Hem o zarûriyât, kût ve gıdâ hükmündedirler, şu zamanda terke uğruyorlar ve tezelzüldedirler. Ve bütün himmet ve gayreti onların ikamesine ve ihyâsına sarf etmek lâzım gelirken, İslâmiyetin nazariyât kısmında ve selefin ictihâdat-ı sâfiyâne ve hàlisânesiyle bütün zamanların

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.