İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 26 / 235
26

o terbiyelerin ancak bir Semi' ve Basîr, bir Alîm ve Hakîm’den olduğuna şübhe bırakmaz.

Acaba O zât, o minberde arşa müteveccihen ellerini kaldırarak yaptığı duâ ile ne istiyor ki bütün mahlûkat “Âmîn” söylüyor?

Evet, O zât, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını ve Cennette mülâkat ve rü'yetiyle saâdet-i ebediyeyi istiyor. Bu istenilen şeylerin icâdına rahmet, hikmet, adâlet gibi sayısız esbâb olmadığı takdirde, O zât-ı nurânînin tek duâsı ve tazarru ile niyâz etmesi, Cennetin icâdına ve i'tâsına kâfîdir. Binâenaleyh, O zâtın risaleti, imtihan ve ubûdiyet için şu dünyanın kurulmasına sebeb olduğu gibi, O zâtın ubûdiyetinde yaptığı duâ mükâfât ve mücâzât için dâr-ı âhiretin icâdına sebeb olur.

Evet, bu yüksek intizam ve geniş rahmet ve güzel san'at ve kusursuz cemâl ile zulüm ve çirkinlik arasında tezâd vardır. İctimâ'ları mümkün değildir.

Evet, ednâ bir sesi, ednâ bir kimseden, âdi bir iş için işitip kabûl etmekle; en yüksek bir savtı, en büyük bir iş için işitip kabûl etmemek, emsâlsiz bir kubh ve çirkinlik ve bir kusurdur. Bu ise, mümkün değildir. Çünkü, hüsn-ü zâtî, kubh-u zâtîye inkılâb eder. İnkılâb-ı hakàik ise muhâldir.

On İkinci Reşha

ONİKİNCİ REŞHA: Arkadaş! O hatîb-i mürşidden gördüğün, işittiğin kâfîdir. Çünkü ahvâlini tamamıyla ihâta etmek mümkün değildir. Öyleyse, ondan sonra gelen asırların O zâttan aldıkları feyizlere dikkat etmek üzere geri dönelim. Bak arkadaş! Bütün bu asırlar o Asr-ı Saâdetin güneşinden Ebû Hanîfe, Şâfiî, Ebû Yezid-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdadî, Abdülkadir-i Geylânî, İmâm-ı Gazâlî, Muhyiddin-i Arabî, Ebû Hasen-i Şâzelî, Şah-ı Nakşibend, İmâm-ı Rabbânî (Radıyallahu anhüm ecmaîn) gibi binlerce nurânî ziyâdâr yıldızlar ayrılıp âlem-i beşeri tenvir etmişlerdir.

Meşhûdâtımızın tafsilâtını başka vakte te'hir ederek mu'cizât sâhibi O zât-ı nurânî Aleyhissalâtü Vesselâm’a bir salât ü selâm getirelim.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى هٰذَا الذَّاتِ النُّورَانِىِّ الَّذِى اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ الْحَكِيمُ مِنَ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ اَعْنِى سَيِّدَنَا مُحَمَّدً اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَالْاِنْجِيلُ وَالزَّبُورُ وَبَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَهَوَاتِفُ الْجِنِّ وَاَوْلِيَاءُ الْاِنْسِ وَكَوَاهِنُ الْبَشَرِ وَانْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ سَيِّدِنَا وَمَوْلاَنَا

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.