İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 121 / 235
121

ve bâtıla hiçbir ihtimal ve imkânın kalmadığını ve kâinâtın ancak ve ancak Kur'ân’ın izâh ettiği şekilde bulunduğunu gördüm.

İ'lem 9

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Âlem-i ziyâ, âlem-i harâret, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misâl, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzâheme ve yer darlığı yoktur. Bu âlemler, hepsi de, ihtilâlsiz, müsâdemesiz küçük bir yerde ictimâ' ederler.

Kezâlik, pek geniş gaybî âlemlerin de bu küçük arzda ictimâ'ları mümkündür. Evet, hava, su, insanın yürüyüşüne, cam ziyânın geçmesine, şuâın röntgen vâsıtasıyla kesif cisimlere bile nüfûzuna ve akıl nuruna, melek rûhuna, demirin içine harâretin akmasına, elektriğin cereyanına bir mâni yoktur.

Kezâlik, bu kesif âlemde rûhânileri deverândan, cinnîleri cevelândan, şeytanları cereyandan, melekleri seyerândan men'edecek bir mâni yoktur.

İ'lem 10

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Göz, lamba, şems gibi nur ve nurânî şeylerde cüz'î küllî, cüz' küll, bir bin müsâvîdir. Evet, şemse bak! Onun timsâlleriyle seyyârât, denizler ve havuzlar, katre, kabarcıklar gibi bütün şeffâf şeyler, kemâl-i sühûletle temessül ediyorlar. Kezâlik, Şems-i Ezelî şu kâinât kitabında bütün bâbları, fasılları, satırları, cümleleri, harfleri def'aten bilâ-külfet yazıyor. Ve ba'sü ba'de'l-mevtte dahi aynı bu sühûlet vardır. “Hilkatiniz ve ba'siniz, bir nefsin hilkat ve ba'si gibidir” diye Kur'ân-ı Kerîm emrediyor.

İ'lem 11

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Herşeyi tahrîk eden zerrât-ı müteharrikenin, muayyen hadlerine kadar hareket ettikten sonra tevakkuf ve durmalarına dikkat eden adam anlar ki; herşeyin hududunda dâima harekette bulunan zerrâtı durdurup geri çeviren bir hudud bekçisi vardır. O zerrâtı taşmaktan men' ediyor. O bekçi ise, muhît bir ilmin tecellîsidir ki, o tecellî kadere, kader de mikdara, mikdar da kalıba tahavvül eder. Demek, herşey içerisindeki zerrâta bir kalıptır.

İ'lem 12

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kur'ân’ın âyetleri birbirini tefsir ettiği gibi, bu kitab-ı âlemin de bir kısmı, diğer bir kısmını izâh ediyor. Meselâ: Maddiyât âlemi Cenâb-ı Hakk’ın envâr-ı ni'metini cezbetmek için hakîki bir ihtiyaç ile şemse muhtaç olduğu gibi, âlem-i maneviyat dahi Rahmet-i İlâhiyenin ziyâlarını almak için şems-i nübüvvete muhtaçtır. Binâenaleyh, Resûl-i Ekrem’in (A.S.M.) nübüvveti, şemsin kat'iyyet ve vuzûhu derecesinde kat'î ve vâzıhtır.

İ'lem 13

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Zîhayatın vücûduna terettüb eden semereler, yalnız kendisine, menfaatine, bekàsına, kemâline mahsûs değildir. Ancak

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.