İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 38 / 235
38

Evet, bir melikin gelip giden misâfirleri için yolda yaptığı şu menzile ve o menzilde oturan misâfirlere bakıldığı zaman görülüyor ki, milyonlarca lira ile yapılan o menzil, pek az bir zaman içindir.

Ve ondaki zînetler, kıymetli şeyler, hep sûret ve örneklerdir.

Ve misâfirler o nefîs taam ve yemeklerin yalnız tadına bakıp, karınlarını doyuracak derecede yemiyorlar.

Ve herbir misâfir, hususî makinesiyle o menzildeki zînetlerin resimlerini alırlar.

Ve melikin de gizli memurları onların bütün harekât, ef'âl ve muâmelelerini yazıyorlar.

Ve o melik her mevsimde milyonlarca o zînetleri, o güzel şeyleri yeni gelecek misâfirler için tahrib ve tecdîd ediyor.Ve hâkezâ; pek çok garîb ve acîb şeyler görünüyor.

İşte bu vaziyet gösterir ki, o muvakkat menzil sâhibinin pek yüksek kıymetli menzilleri, dâireleri ve ebedî, sermedî sarayları vardır. Bu küçük menzilde görünen şeyler, hâller misâfirleri ebedî menzillerdeki yüksek şeylere teşvik için gösterilen nümûnelerdir.

Kezâlik, bu dünya menzilinin ve içinde oturan insanların ahvâline dikkat edilirse anlaşılıyor ki: Bu dünya ebedî kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Ancak Cenâb-ı Hakk’ın ebedî ve sermedî olan “Darü's-selâm” menziline dâvetlisi olan mahlûkatın ictimâ'ları için bir han ve bir bekleme salonudur. Bu dünya menzilinde görünen lezîz şeyler, lezzet ve zevk için değildir. Çünkü, visâllerinin lezzeti, firâklarının elemine mukâbil gelmez.

Maahazâ, o lezzetlerden hiç kimse tam mânâsıyla muradına nâil olamaz. Ya o lezzetlerin ömürleri kısa olur veya insanın ömrü kısa olduğundan muradına yetişemez. Ancak, o lezzetler ve o nefîs şeyler ibret ve şükre sevk içindir. Çünkü, onlar Cenâb-ı Hakk’ın ehl-i îmân için Cennetlerde ihzar ettiği hakîki ni'metlere nümûnelerdir. Ve o müzeyyen masnûât-ı fâniye, fenâ ve adem için değildir. Ancak, onların sûretleri ve misâlleri, mânâları, neticeleri alınır; âlem-i bekàda, ehl-i bekà için ebedî manzaraların yapılmasına medâr olurlar. Yâhut ebedî âlemde Sâni'-i Ebedî istediği şekillere sokar. Çünkü, o masnûât, bekà içindir. Onların o zâhirî ölüm ve fenâları vazifelerinden terhistir, i'dâm değildir.

Evet, onların ölümleri fenâ olsa bile, yalnız bir cihetten fenâya gider, çok cihetlerden bâkî kalır. Meselâ, Kudret-i Ezeliyenin yarattığı şu gül çiçeğine bak! Evet, nasıl bir kelime ağızdan çıkar çıkmaz zâhiren fenâya giderse de, Allah’ın izniyle kulaklarda, kağıtlarda, kitaplarda milyonlarca timsâlleri kaldığı gibi, akıllarda da akıllar adedince mânâları kalır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.