| |Sahife|
|:-:|:-:|
|
Kim kendini kendine mâlik zannetse, o kimse hêliktir. Sonra, uzun ve muhît bir salât ü selâmı müteâkib herbiri bir risalenin güyâ hülâsası ve çekirdeği mâhiyetindeki şümûllü “İ'lem”lere geçer. “İ'lem”lerin birisinde, Kur'ân tilmizi ile felsefe tilmizini, ictimâî ve şahsî cihetlerden mukayese ederek, felsefenin sakîm ve muzır kısmının bâtıl hükümlerini çürütür. Son “İ'lem”i de, gayet güzel ve hazîn bir münâcât ihtiva etmektedir. Daha fazla ma'lûmâtı, Türkçe olan Notalar Risalesi’ne havâle ederiz.
Bu Mesnevî-i Nuriye’nin fihristesinde, o kıymetdâr hàrika risalelerdeki yüzer hakikatlerden yalnız bir-ikisini nâkıs fehmimizle ve kàsır ifâdemizle göstermeğe çalıştık. Yoksa gösterdiğimiz misâller, o hàrika-i ilm ü irfanın ne en canlı noktaları olabilir ve ne de en kıymetli cevherleri olabilir. Belki o şemsin cüz'i bir şuâı ve o bahrin küçük bir katresidir.| |
|8- ZERRE
Şeytanın ve ehl-i ilhâdın bazı vesveselerini tard eden, müteferrik mes'elelerden bahseden hàrika ve fevkalâde bir Risale olup iki kısımdan ibarettir.
Îmân ve ahlâkıyatı ve vesveselerin izâlesini ve insandaki teşahhusât-ı vechiyenin hikmetini, beyân eden “İ'lem” ler bu risalenin münderecâtındandır. Bir “İ'lem” inde
﴿ وَمِنْ آيَاتِـه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلاَفُ اَلْسِنَتِكُمْ وَاَلْوَانِكُمْ﴾
âyetinde zikredilen semâvât ve arzın hilkati ve beşerin lisân ve renklerinin ihtilâfı, Cenâb-ı Hàlık-ı Zülcelalin Âyetlerinden olduğunun hakikatini gayet güzel bir tarzda beyân ediyor. Diyor ki:
“Bütün beşerin esâsât-ı a'zâda ittifakı, Sâni'in vahdetine teşahhusât-ı vechiyede temâyüzü, Sâni'in muhtar ve hakîm olduğuna gayet bâhir ve zâhir delildir” der, isbât eder. Beşerin birbirinden teşahhusça farklarının hikmetini ve diğer mahlûkatda bu temâyüzün ferden-ferdâ olmayıp, nev'i nev'i oluşu hikmetin öyle iktiza ettiğini izâh ediyor.
Başka bir “İ'lem” de, şeytan-ı insî ve cinnînin, bakaranın bâtınen gayet mükemmel, zâhiren miskin oluşu hakkındaki bir vesvesesini tardeder ve der ki: “Ey şeytan-ı cinnîye üstad olan şeytan-ı insî! Eğer herşey, herşeyi maslahat mikdarıyla ve lâyık-ı vechile yapan Kadîr-i Ezelînin san'atı olmasa idi, |[157](/mesnevî-i-nuriye/zerre/2472/7/157/166#1572)|
