| |Sahife|
|:-:|:-:|
|bir kitab-ı kebîr olarak görsen, kâtibinin kaleminin mürekkebi Nur-u Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Eğer âlemi bir şecere sûretinde görsen, evvelâ çekirdeği, sonra meyvesi yine Nur-u Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Eğer âlemi bir zîhayat libâsını giymiş görsen, O’nun rûhu Nur-u Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Eğer âlemi bir gül bahçesi olarak görsen, onun andelîb-i Zîşanı yine Nur-u Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm’dır.”
Risalenin sonunda gayet güzel bir tazarru ve niyâz ve istiğfar vardır.| |
|ZEYLÜ'L-HABBE
Habbe’nin Birinci Zeyli’nin âhirlerinde,
حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ile لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلَّا بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ
mertebelerinin Yirmidokuzuncu Lem'a-i Arabiyeye nisbeten kısa ve gayet güzel beyânları mündericdir.|[117](/mesnevî-i-nuriye/habbe/2384/7/101/129#1172)|
|ZEYLÜ'Z-ZEYL
Habbe’nin İkinci Zeylinde, gayet mühim bir risale olan hem Arapça, hem Türkçe olarak, kesretle intişar eden “Asâ-yı Mûsa” Mecmuasında, Yirmiüçüncü Lem'a nâmındaki “Tabiat Risalesi”nin muhtasar kısa Arapçası da vardır.
Bu risale, Ankara’da te'lif edildiği zaman bir matbaada tab'edilmiştir. İnsanların ağzından çıkan dehşetli üç kelimenin butlânını isbât ederek, tabiat bataklığında boğulanları kurtarıyor.|[125](/mesnevî-i-nuriye/habbe/2384/7/101/129#1252)|
|7- ZÜHRE
Uzun bir hakikatin yalnız ucunu göstermek ve parlak bir nurun yalnız bir şuâını irâe etmek maksadıyla yazılan bu çok mühim risale, gayet ehemmiyetli hakikatleri ihtiva ettiğinden en mümtâz Nur şâkirdlerinin musırrâne talebleri üzerine ekserîsi Arapça bilmeyen o şâkirdlerin istifadelerine medâr olmak için, kısmen izâhlı, kısmen kısa bir meâli Üstadımız tarafından Türkçeye çevrilmiş ve Onyedinci Lem'a nâmıyla Onbeş Nota olarak Risale-i Nur Külliyatının Lem'alar kısmına ilhâk edilmiştir.
“Zühre” şöyle bir hakikatle başlar: Dünyadaki her zîhayat mâlikinin ismiyle, nâmıyla, hesabıyla çalışan muvazzaf bir asker gibidir.|[130](/mesnevî-i-nuriye/zühre/2444/7/130/156#1302)|
