İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 229 / 235
229

| |Sahife|

|:-:|:-:|

|tarzına sâhib oluşudur. Sâbıkan zikredildiği gibi, bu muazzam mecmuada hem zikir, hem îmân, hem tefekkür, hem ilmi bir arada bulmak dâima mümkündür. Meselâ: Salât ü selâmı yalnız zikir olarak dercetmiyor. Aynı zamanda onda bir îmân inkişafı, aynı zamanda bir ilim, aynı zamanda mü'min-i musallîyi evhâm ve şübehâttan kurtaran hakikatleri serd ederek lâakal üç mânâ mertebesini beyân ediyor.
Bu hàrika risale mühim bir “İ'lem” inde, medenî mü'min ile medenî kâfirin sûret ve sîret ve zâhir ve bâtın farklarını gayet belîğ bir tarzda beyân ediyor. Ve neticede bu farkı körlere de göstermek için diyor ki: “Eğer istersen hâyâlinle “Nurşin” karyesindeki Seydâ’nın meclisine git bak: Orada fukara kıyafetinde melikler, pâdişahlar ve insan elbisesinde melâikeleri bir sohbet-i kudsiyede göreceksin. Sonra Paris’e git ve en büyük localarına gir, göreceksin ki, akrepler insan libâsı giymişler ve ifritler adam sûretini almışlar ilâ âhir” diyerek daha başka cihetteki farklarını “Lemeât” ve “Sünûhât”a havâle eder.
Başka bir “İ'lem”de, Risale-i Nur’da Yirmiyedinci Söz nâmını alan İctihâd Risalesi’ni dört sahifede hülâsa ediyor.| |

|HUBÂB’IN BİRİNCİ ZEYLİ
Fârisî bir münâcâtla başlar. Bu münâcâtın Türkçesi “Yedinci Ricâ”da ve “Onyedinci Sözün zeyli”nde vardır.
Üstadımız hiç Fârisî tahsil etmediği hâlde o kadar mükemmel Fârisî bir lisân ile te'lif edilmiştir ki, o zamanki Afgan sefîri bu eseri takdir hisleri içerisinde Afganistan’a göndermiştir. Bu Fârisî münâcâtın akabinde: “Ey Mücâhidîn-i İslâm!” başlığı altında Türkçe olarak meb'ûsâna on maddelik bir hitâb vardır. Bu hitâbın te'siriyle Meclis-i Meb'ûsân’da küçük bir oda olan mescid, büyük bir salona tebdil edilmiştir.|[84](/mesnevî-i-nuriye/hubâb/2322/7/73/100#842)|

|ZEYLÜ'L-HUBÂB
Hubâb’ın İkinci Zeyli de çok mühim hakikatleri ihtiva etmektedir.|[93](/mesnevî-i-nuriye/hubâb/2322/7/73/100#932)|

|6- HABBE
İki zeyli vardır. Bu risalenin birinci “İ'lem”i, Hakikat-i Muhammediye (A.S.M.) âlemin hem sebeb-i hilkati, hem çekirdeği, hem meyvesi, hem netice-i hilkat-i âlem olduğunu gayet edîbâne bir üslûb ile beyân ediyor. Diyor ki: “Eğer âlemi |[101](/mesnevî-i-nuriye/habbe/2384/7/101/129#1012)|

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.